Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
Longdo Multiple Bilingual-Thai Dictionary Search and Compilation Service
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
Enter a word or URL (for PopThai services)
[E.g., cat, cnn.com, slashdot.jp] Help! suggest
Enlarge to enter more text
Choose service:
 
Contents
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for hisse (13 entries) (6.4508 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -hisse-, *hisse*. Possible hiragana form: ひっせ

Result from Foreign Dictionaries (13 entries found)

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: dole 1. kısım, hisse, pay, nasip 2. muhtaç kimselere yiyecek, giyecek v.b dağıtımı, yardım, iane, sadaka verme 3. hükümetin işsizlere yardım olarak verdiği para 4. out ile iane olarak dağıtmak 5. ufak miktarda giyecek, yiyecek v.b yardımı yapmak. go veya be on the dole hükümetin işsizlere yaptığı para yardımı listesine katılmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: cut 1. kesme, kesiş 2. biçki 3. biçim, şekil 4. oyulmuş geçit 5. dilim, parça 6. (matb.) klişe 7. hisse, pay 8. (A.B.D), (argo) bir soygun veya ganimetten bir kimseye düşen pay 9. inciten söz veya tavır 10. fiyat, tahsisat veya maaştan indirim, kesinti. cut of beef sığır etinden belirli bir kısım (biftek, kotlet, kontrfile) cuts of meat et kesimleri. a cut above bir derece daha iyi. short cut kestirme yol. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: desert 1. liyakat, istihkak, pay, hisse 2. mükafatı hak etme. He got his deserts. Hak ettiğini buldu. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: interest 1. alaka, ilgi, merak 2. merak uyandırma, zevk verme kabiliyeti 3. hisse, pay 4. menfaat 5. kar, kazanç 6. faiz 7. (çoğ.) iktisadi hayatta hakim grup. in the interest of menfaatine, için. vested interests (ikt.) alakadar menfaatler 8. hakları tanınmış iktisadi müesseseler. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: lot 1. (-ted, - ting) kısmet, kader, talih, baht, nasip 2. kura 3. (İng.) vergi 4. arazi parçası 5. hisse, pay 6. (gen.) (çoğ.) birçok, çok miktar 7. kısım, parça 8. nevi, tip 9. taksim etmek, hisselere ayırmak 10. kısımlara ayırmak (arazi) 11. kur'a ile taksim etmek. a lot çok. cast in one' lot with birinin kaderine bağlanmak, birinin nasibini paylaşmak. cast lots zar atarak veya başka suretle talihini denemek. draw lots kur'a çekmek. odd lot az miktar. He has lots of friends. Pek çok dostu var. the lot hepsi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: part 1. parça, (kıs.)ım, cüz 2. birbirine eşit olan (kıs.)ımlardan her biri 3. uzuv 4. (mat.) fasıl 5. hisse, pay 6. rol 7. görev 8. (müz.) fasıl, parti, belirli bir salgı veya sese mahsus (kıs.)ım 9. semt, taraf 10. saçların ayrıldığı yer 11. (kıs.)men .part and parcel esas (kıs.)ım. part müsic (müz.) birkaç ses veya çalgı için yazılmış parça. part owner hissedar. part singing birkaç sesle şarkı söyleme. part writing (müz.) kontrpuan. parts of speech sözbölükleri. aliquot part (mat.) tam bölen. a person of part kabiliyetli kimse, çok cepheli adam. component parts bir bütünü meydana getiren (kıs.)ımlar. for my part bana kalırsa, benim fikrimce, bence. foreign parts dış ülkeler, yabancı memleketler. for the most part çoğunlukla, ekseriya, esas itibariyle. in part (kıs.)men 12. bazı hususlarda. in good part tatlılıkla, gönül hoşluğuyle. in parts parça parça, (kıs.)ım (kıs.)ım. on the part of tarafından. play a part bir rolü oynamak. spare parts yedek parçalar. take part in katılmak, iştirak etmek. take the part of birinden yana çıkmak, bir kimsenin tarafını tutmak 13. rolünü almak. the greater part çoğunluk, ekseriyet. the outer part dış (kıs.)ımlar. the privy parts edep yerleri. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: portion 1. (kıs.)ım, parça, cüz 2. porsiyon, bir tabak yemek 3. pay, hisse 4. (kıs.)met, kader, nasip 5. drahoma, çeyiz 6. hisselere ayırmak, taksim etmek 7. parsellemek 8. miras bırakmak 9. kızına drahoma vermek. lega1 portion (huk.) mahfuz hisse. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: proportion 1. oran, nispet: (çoğ.) bir cismin genişlik, uzunluk ve derinliği, ebat, boyutlar 2. hisse, pay 3. uygunluk 4. (mat.) iki çift nicelik arasındaki nispet eşitliği, oran- tı 5. orantı kuralı 6. orantı kurmak 7. birbirine uyumlu kılmak. proportion of births to population nüfusa göre doğum nispeti. a large proportion of the profits karın önemli miktarı. in proportion to nispetle, nazaran. all out of proportion tamamen nispetsiz. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: quantum 1. (çoğ.) -ta) miktar, meblâğ 2. belirli miktar, pay, hisse 3. (fiz.) en ufak enerji birimi. quantum leap önemli bir atılım. quantum theory (fiz.) kuantum teorisi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: quota 1. hisse, pay 2. belirli sayı veya miktar, kontenjan, kota. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: ration 1. pay, hisse 2. vesika ile verilen miktar 3. tayın, er azığı 4. tayın vermek 5. vesika ile dağıtmak 6. tayın miktarını tespit etmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: share 1. pay, hisse, parça 2. hisse senedi 3. taksim etmek, hisselere ayırmak 4. bölüşmek, paylaşmak 5. iştirak etmek 6. hissesi olmak 7. hisse veya payına düşeni almak. share and share alike eşit paylarla. go shares paylaşmak. preferred shares imtiyazlı hisseler. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: snack 1. kısım, hisse 2. pay 3. lokma, bir iki lokmalık yemek 4. ("on" ile) yemekler arası atıştırmak. snack bar alaminüt yemeklerin yendiği lokanta.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 6.4508 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).