Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
Longdo Multiple Bilingual-Thai Dictionary Search and Compilation Service
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
Enter a word or URL (for PopThai services)
[E.g., cat, cnn.com, slashdot.jp] Help! suggest
Enlarge to enter more text
Choose service:
 
Contents
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for sade (18 entries) (3.3499 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -sade-, *sade*. Possible hiragana form: さで

Result from Foreign Dictionaries (18 entries found)

From WordNet (r) 3.0 (2006) [wn]: Sade n 1: French soldier and writer whose descriptions of sexual perversion gave rise to the term `sadism' (1740-1814) [syn: {Sade}, {de Sade}, {Comte Donatien Alphonse Francois de Sade}, {Marquis de Sade}] From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: bare 1. çıplak, açık, yalın 2. sade, süssüz, mübalağasız, basit 3. havı dökülmüş, parlamış(kumaş) 4. ancak yetecek kadar, .bareback eyersiz (at)bare change zayıf vir ihtimal. bare faced yüzü açık, peçesiz 5. yüzsüz, arsız, hayasız. barefoot yalınayak. barehanded silahsız, elleri açıkta.bareheaded başı açık.barelegged çorapsız, çıplak bacaklı. bare living ancak geçinme, kıt kanaat geçinme. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: bald 1. dazlak, kel, saçları kısmen veya tamamen dökülmüş 2. çıplak, çorak 3. sade, süssüz (üslup v.b.) 4. gizli olmayan, açık, aşikar, besbelli 5. (zool.) başında ak tüyler olan (hayvan) balding saçları dökülen. baldhead, baldpate kel kimse, dazlak başlı adam. baldly kel olarak 6. aşikâr olarak. baldness kellik 7. açıklık. baldfaced beyaz yüzlü (hayvan) 8. yüzsüz, küstah. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: absolute 1. kâmil, tam 2. halis, sade, saf 3. mutlak, sonsuz, nihayetsiz, kayıtsız şartsız 4. (gram.) soyut, mücerret 5. ki, sisel değer ölçülerine bağlı olmayan absolute ceiling (hav.) azami yükseliş haddi absolute pitch (müz.) bir notanın frekansı 6. bir sesin perdesini ezberden tayin etme kabiliyeti. absolute scale mutlak ölçü. absolute temperature mutlak ısı derecesi (mutlak sıfırdan hesap ederek) absolute zero ısıda mutlak sıfır noktası. absolutely tamamen, kesin olarak, kati surette. absoluteness mutlakiyet. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: elementary 1. basit, sade, öz 2. ilk, başlangıç, giriş. elementary education ilköğretim. elementary proposition (man.) asıl önerme. elementary school ilkokul 3. ilk ve ortaokul. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: homely 1. eve yakışır 2. basit, sade, süssüz, gösterişsiz 3. A.B.D kaba saba, çirkin. homeliness (İng.) basitlik, sadelik, gösterişsizlik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: mere 1. kat(kıs.)ız, safi 2. önemsiz. merely sadece, ancak, yalnız, sade. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: naked 1. çıplak, üryan, yalın 2. (bot.) çıplak, örtüsüz 3. çaresiz, savunmasız, silâhsız 4. açık 5. yalçın 6. (huk.) ispatsız, sade, kuru, geçersiz. naked ape insan. stark naked çırılçıplak, anadan doğma. the naked eye çıplak göz. the naked truth salt gerçek. nakedly çıplak olarak 7. açıkça. nakedness çıplaklık. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: plain 1. düz 2. sade, şatafatsız, süssüz, basit 3. açık, vazıh 4. dobra dobra söylenmiş 5. alelade 6. baharatsız, sade (yiyecek) 7. sadece 8. ova, düzlük. plain dealing dürüstlük 9. doğru iş. plain living basit yasayış. plain sailing (k. dili) güç tarafı olmayan iş. plain text çözülmüş şifre. in plain words açıkça, vuzuhla 10. sadelikle, sussüz olarak. plainness düzlük 11. sadelik, süssüzluk 12. açıklık, vuzuh. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: single 1. tek, bir, yalnız, ayrı, münferit 2. bekar, evlenmemiş 3. özel, hususi, tek kişilik 4. iki tarafta yalnız birer rakip bulunan (oyun) 5. sağlam 6. sade, basit, saf 7. bir kat, yalın kat 8. çiçekleri yalın kat olan 9. bir, tek 10. (gen.) (çoğ.) teniste tekler, single 11. golfta iki oyuncu ile oynanan oyun 12. beysbolda vurucuyu birinci kaleye ulaştıran vuruş 13. krikette bir sayı kazandıran vuruş 14. tek kişilik oda. single barrel tek namlulu (tüfek) . single entry (tic.) basit defter tutma. usulü, ana deftere bir kere kaydetme 15. bir kerelik giriş. single file birbiri arkasına dizilen sıra 16. tek sıra. single tax (tic.) tek dereceli vergi. singletrack tek hatlı, tek yönlü 17. tek açıdan değerlendiren. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: singleminded 1. tek amaçlı 2. sade 3. samimi 4. hilesiz. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: simple 1. basit, bileşik olmayan 2. sade, süssüz 3. (bot.) yalın (yaprak) 4. (zool.) münferit, tek 5. adi, bayağı 6. kolay 7. saf, halis 8. tabii, suni olmayan, yapmacıksız 9. budala, alık, ahmak 10. ahmakça 11. önemsiz, ehemmiyetsiz 12. kolay anlaşılır 13. ancak yeterli 14. basit şey 15. ilâç yapılan ot 16. budala kimse. simple fraction bayağı kesir. simple fracture basit kırık. simple hearted saf yürekli, temiz kalpli. simple interest basit faiz. simple machine basit makina. simpleminded cahil 17. basit 18. kendi halinde 19. akıl noksan 20. aptal. Simple Simon saf ve aptal kimse. simpleness sadelik, basitlik 21. saflık, bönlük. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: rustic 1. köye veya kıra ait 2. köylü 3. kaba, yontulmamış 4. kıra uygun, sade, basit 5. köyde yaşayan kimse 6. basit ve kaba kimse . rustically köylü gibi 7. kabaca. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: stark 1. süssüz, sade 2. bütün bütün, tam 3. katı, kaskatı kesilmiş (ölü gibi) 4. şiddetli, fırtınalı 5. suratsız, sert 6. anadan doğma 7. tamamen. stark naked anadan doğma, çırılçıplak, üryan. stark raving (mad.) çılgın, tam deli. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: undecked 1. süssüz, sade 2. güvertesi olmayan. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: unsophisticated 1. hile bilmez, tecrübesiz, sade, saf, masum 2. halis, hakiki, katıksız. unsophistica'tion saflık. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: arcadia 1. eski Yunanistan da sade ve mesut bir ırkın oturduğu rivayet edilen dağlık bir ülke 2. cennet hayatı yaşatan kırlar. Arcadian bu ülkeye ait 3. sakin, asude 4. sade, basit 5. pastoral. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: attic 1. )Atinalı 2. ince, doğru 3. sade 4. )Atina lehçesi.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 3.3499 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).