Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for su (14 entries) (3.0818 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -su-, *su*. Possible hiragana form:

Result from Foreign Dictionaries (14 entries found)

From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: SU Screening Units From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: SU Selectable Unit From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: SU Signalling Unit From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: SU Storage Unit From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: SU Switch User (Unix) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: baffle 1. şaşırtmak 2. engel olmak 3. boşa çıkarmak, aciz bırakmak 4. beyhude yere mücadele etmek, bocalamak (gemi v.b.) 5. su, hava veya ses hareketlerini kontrol eden bir levha 6. hoparlör ekranı. be baffled şaşırmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: bourn, bourne 1. çay, su. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: choppy 1. değiken, yön değiştiren (ruzgâr) 2. çırpıntılı (deniz, su) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: flood 1. sel, taşkın tufan, seylap: met, kabarma 2. su, deniz, derya, nehir: bolluk: üstüne sel gibi su salıvermek, sel basmak, istilâ etmek: sel gibi akmak, taşmak coşmak 3. (tıb.) (rahim) fazla kanamak. flood control su baskınını önleme. floodgate set kapak. floodlight projektör. floodlighting projektörle aydınlatma. flood of light bol ışık, bol ziya. flood plain (coğr.) taşkın ovası. flood of tears sel gibi akan göz yaşı. flood tide met, kabarma. the Flood Nuh tufanı. flooded with letters mektup yağmuruna tutulmuş. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: water 1. su 2. deniz, göl, nehir 3. su birikintisi 4. gölek, gölcük, gölet 5. elmasın parlaklık ve şeffaflığı 6. hare, kumaşın şanjanı 7. mükemmellik, kalite 8. karşılığı olmadan ilâve olunan sermaye 9. (çoğ.) kara suları 10. (çoğ.) sular. water ballet su balesi. water bearer sucu, saka 11. (b. h.), (astr.) Kova Burcu 12. Saka takımyıldızı. water bed yatak olarak kullanılan içi su dolu büyük plastik torba. water beetle, water bug su böceği, su sineği, (zool.) Hydrophilus. water blister içi suyla dolu kabarcık. water boy işçilere veya sporculara su getiren kimse. water buffalo manda, (zool.) Bubalus bubalus. water cart su arabası. water chestnut su kestanesi, göl kestanesi, (bot.) Trapa natans. water closet tuvalet, apteshane, (kıs.) W.C. water color suluboya 13. suluboya resim. water cooler su soğutacak kap veya tertibat. water cure (tıb.) su ile tedavi 14. (k. dili) fazla su içirerek yapılan işkence. water flea su piresi 15. subiti, (zool.) Daphnia. water gap iki dağ arasındaki derin dere, koyak, geçit. water gas hidrojenle karbonmonok- sitten meydana gelen bir çeşit havagazı. water gate set, kapak. water gauge istim kazanındaki suyun yüksekliğini ölçme aleti, su seviyesi göstericisi. water germander sunanesi, sarmısak otu, (bot.) Teucrium scordium. water glass su bardağı 16. kazandaki suyu ölçme aleti 17. sodyum silikat 18. su saatı. water hammer borularda su gürültusü. water hazard golf oyununda su mâniası. water hemlock sığır baldıranı, (bot.) Cicuta virosa. water hen su tavuğu. water hole hayvanların su içtiği ufak pınar veya gölcük. water jacket moturu soğutmak için silindirlerin etrafındaki su gömleği. water jump at yarışlarında su mâniası. water level su seviyesi. water lily nilüfer, (bot.) Nymphaea. water line (den.) su hattı. water main yeraltı su borusu. water meter su saatı. water mill su değirmeni. water moccasin Kuzey Amerika'da bulunan kanca-dişli engerek. water nymph su perisi. water on the brain beyinde su toplanması. water polo su polosu. water rat misk sıçanı, su sıçanı, (zool.) Ondatra zibethica 19. limanlarda hırsızlık eden serseri. water rights su kullanma hakkı. water snake su yılanı, (zool.) Natrix. water softener suyun kirecini ayırarak yumuşatan kimyasal madde veya tertibat. water spaniel su spanyeli. water supply su rezervi 20. su kaynakları 21. su sağlama. water system bütün kollarıyle bir ırmak 22. su kaynakları 23. su sağlama. water table (mim.) bina yüzündeki alt saçak, yağmur etekliği 24. (jeol.) su tabakası, su tabakası seviyesi. water tower su kulesi. water wheel sudolabı 25. çark. water wings yüzme öğrenenler için bir çift sugeçirmez şişirilmiş torba. water witch yeraltı sularının yerini bulabildiğini iddia eden kimse. above water kaygısız, sıkıntısız. be in hot water başı dertte olmak, güç durumda olmak. be under water su altında kalmak. go water (k. dili) su dökmek, işemek. head of water kaynak yeri, su başı 26. su rezervi 27. sarnıç, baraj 28. su gücü. high water met, kabarma 29. sel 30. (k. dili) boy atan çocuğa pantolonunun kısa gelmesi. in deep water başı dertte, müşkül durumda. in smooth water meselesiz, yolunda. low water cezir, inme 31. suların çekilmiş hali. low water mark tam cezri veya suyun fazla çekildiğini belirten işaret. make water su dökmek, işemek. of the first water en iyi cinsten. on the water denizde. soft water tatlı su, kireçsiz su. spring water pınar suyu. take the water (belirli bir membadan) su içmek. the waters meşime, son, etene, döleşi. throw cold water on hevesini kaçırmak, soğutmak. watered silk hareli veya dalgalı ipekli kumaş. He worked hard to keep his head above water. Geçinebilmek için çok çalıştı. Sam is a villain of the purest water. Sam hainlerin daniskasıdır. They spend money like water. Su gibi para harcarlar. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: watercourse 1. su yolu, kanal 2. dere, su. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: wet 1. (-ter, -test), (-ted, - ting), yaş, ıslak 2. yağmurlu 3. (kim.) .su veya başka sıvı ile yapılan 4. (k. dili) içki yasağı olmayan (yer) 5. kurumamış 6. ıslatmak 7. ıslanmak 8. işemek 9. yaşlık, nem, rutubet 10. su 11. yağmur 12. yağmurlu hava 13. (A.B.D.) içki yasağı aleyhtarı. all wet (argo) martaval 14. martavalcı. wet blanket (k. dili) neşeyi kaçıran şey 15. şevki kıran kimse. wetbulb thermometer üstü ıslak bulundurulan termometre. wet day yağmurlu gün. wet goods fıçı veya şişelerde bulunan sıvı maddeler 16. (k. dili) alkollü içkiler. wet nurse sütnine. wet rot nemle oluşan çürüme. wet suit ıslak dalış elbisesi. wet to the skin iliklerine kadar ıslanmış. wet'tish yaşça, ıslakça, nemli. wet'ness ıslaklık, nem, rutubet. From Spanish-English Freedict dictionary [fd-spa-eng]: su her; his; its; their From Italian-English Freedict dictionary [fd-ita-eng]: su at, beside, with

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 3.0818 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).