Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for sima (10 entries) (4.2853 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -sima-, *sima*. Possible hiragana form: しま

Result from Foreign Dictionaries (10 entries found)

From The Collaborative International Dictionary of English v.0.48 [gcide]: Sima \Si"ma\, n. (Arch.) A cyma. [1913 Webster] From WordNet (r) 3.0 (2006) [wn]: sima n 1: rock that form the continuous lower layer of the earth's crust; rich in silicon and magnesium From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: complexion 1. cilt, ten 2. sima, görünüş, veçhe. complexioned belirli bir ten rengi olan. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: countenance 1. çehre, yüz, sima, görünüş 2. teveccüh, tasvip, teşvik, destek olma 3. teveccüh göstermek, yüz vermek 4. desteklemek. out of countenance mahcup. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: face 1. yüz, çehre, surat, sima 2. küstahlık, cüret 3. (ticari evrakta yazılı olan) asıl değer 4. on taraf 5. (sikke) resimli yüzey 6. (matb.) yazı 7. görünüş, üst, düzey, satıh 8. (mat.) düzey, yüz 9. (mad.) üzerinde çalışılan tünel duvarı veya sonu. face card resimli iskambil kağıdı. facedown yüz üstü, yüzü koyun .face lifting (tıb.) yüze uygulanan estetik ameliyatı. face to face karşı karşıya, yüz yüze. in the face of karşısında, dikkate alarak, rağmen. fly in the face of karşı gelmek. have the face yüzü tutmak, cüret etmek.Iose face itibarını kaybetmek. make a face yüzünü gözünü buruşturmak. make faces alay ederek yüzünü gözünü tuhaf şekillere sokmak. onthe face of it dış görünüşe göre. pull along face suratını asmak. put a bold face on (zor bir durum) karşısında cesaret göstermek. put a new face on the matter işin şeklini değiştirmek, işe baska cephe kazandırmak. save one' face kabahatini örtbas etmek.show one' face meydana çıkmak, kendini göstermek. to my face yüzüme karşı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: favor 1. yararlı bir yardım 2. teveccüh, güleryüz gösterme, lütuf, kerem 3. iltimas, kayırma, himmet 4. taraf tutma, himaye 5. iltifat 6. sima, çehre, yüz 7. ufak hediye, armağan 8. (çoğ.) cinsi münasebet için müsaade etme. (ask.) a favor ricada bulunmak. bestow favors on ayrıcalık tanımak, iltifat etmek. curry favor yaltaklanarak kendini sevdirmeye çalışmak. do a favor ufak bir yardımda bulunmak. favorless sevimsiz, tutulmayan. in favor of lehinde, taraftarı 9. (tic.) emrine (çek) out of favor gözden düşmüş. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: figure 1. rakam, numara, adet 2. değer, fiyat 3. vücut yapısı, endam, boybos 4. yüz, çehre, sima, gösteriş, görünüş 5. hal, tavır 6. şahsiyet, şahıs, resim, suret 7. (geom.) şekil 8. (edeb.) mecaz, istiare 9. dansta figür. figure dancer figür yapan dansör veya dansöz. figurehead sözde mevki sahibi, gerçek yetki sahibi olmayan kimse 10. (den.) gemi aslanı gibi oyma süs. figure of speech mecaz, istiare, kinaye. figure skating figür yaparak paten kayma. at a low figure ucuz fiyata. income in five figures beş rakamlı gelir. keep one' figure şişmanlamamak, kilo almamak, vucudunu iyi muhafaza etmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: personal 1. şahsa ait, şahsi, zati, özel, hususi, zata mahsus 2. (huk.) şahsi eşyaya ait, menkul eşya ile ilgili 3. (gram.) uç şahıstan birine ait 4. gazetede belirli bir sahıs hakkında çıkmış olan yazı 5. (huk.) şahsi eşya. personal appearance bir filim artistinin sinema veya tiyatroya şahsen gelmesi 6. kıyafet, sima, dış görünüş. personal effacts özel eşya. personal identity (fels.) şahsiyetin istikrarı. personal pronoun (gram.) şahıs zamiri. personal property şahsi menkul eşya .personal remarks başkası hakkında kötü şahsi sözler. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: visage 1. yüz, surat, çehre, sima 2. görünüş. visaged yüzlü, çehreli 3. görünüşlü. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: aspect 1. görünüş, gösteriş, veçhe, suret 2. yüz, çehre, sima 3. bakış, görüş, nazar 4. safha, hal, durum, vaziyet 5. (astrol.) gezegenlerin birbirine oranla durumları.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 4.2853 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).