Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for reis (15 entries) (6.0757 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -reis-, *reis*.

Result from Foreign Dictionaries (15 entries found)

From The Collaborative International Dictionary of English v.0.48 [gcide]: Reis \Re`is\ (r?"?s or r?z), n. [Pg., pl. of real, an ancient Portuguese coin.] The word is used as a Portuguese designation of money of account, one hundred reis being about equal in value to eleven cents. [1913 Webster] From The Collaborative International Dictionary of English v.0.48 [gcide]: Reis \Reis\ (r[imac]s), n. [Ar. ra["i]s head, chief, prince.] A common title in the East for a person in authority, especially the captain of a ship. [Written also {rais} and {ras}.] [1913 Webster] From The Collaborative International Dictionary of English v.0.48 [gcide]: Rei \Rei\ (r?), n.;pl. {Reis} (r?"?s or r?z). [Pg. real, pl. reis. See {Real} a coin.] A portuguese money of account, in value about one tenth of a cent. [Spelt also {ree}.] [1913 Webster] From German-English Freedict dictionary [fd-deu-eng]: Reis [rais] (n) , s.(m ) rice From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: captain 1. kaptan, reis, suvari 2. şef, lider 3. deniz albayı, yüzbaşı, bahriye albayı 4. kaptanlık etmek, kumanda etmek. captaincy kaptanlık. captainship kaptanlık 5. liderlik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: chairman 1. (çoğ.)-men) başkan, reis 2. tekerlekli iskemle sürücüsü chairmanship başkanlık. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: chief 1. şef, amir, reis 2. (argo) patron 3. (hane.) armanın en üst kısmı 4. en yüksek rütbede olan 5. belli başlı, ana 6. başta olan. in chief baş, en yüksek mevki. chief justice başyargıç. chiefly başlıca, en çok. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: emir 1. reis, emir emirate (emir'it) bir emrin hüküm sürdüğü memleket, emirlik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: foreman 1. ustabaşı, baş kalfa 2. reis, başkan, özellikle jüri başkanı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: head 1. (çoğ.) heads) baş, kafa 2. kelle 3. reis, şef 4. baş yer, baş taraf, ön taraf 5. ekin başı, başak 6. madde, fıkra 7. kaynak, su başı, menba, pınar başı 8. zirve, şahika, doruk 9. akıl 10. manşet 11. konu 12. madeni paranın resimli yüzü (tura) 13. göbek 14. bira köpüğü 15. birikmiş basınç 16. enerji sağlanan suyun düşme yüksekliği 17. (coğr.) burun 18. (den.) seren yakası 19. (den.), yüznumara 20. (den.), pruva 21. (A.B.D.), , (argo) esrar düşkünü 22. (çoğ.) head) baş: fifty head of cattle elli baş sığır. head and shoulders above çok daha iyi. Heads (I.) win, tails you lose Ne olursa olsun ben kazanacağım, sen kaybedeceksin. head money adam başına verilen vergi 23. bir düşmanın kellesinin getirilmesi karşılığında verilen para. head of steam buhar basıncı 24. (k.dili.) şevk, gayret, hırs. Heads or tails? Yazı mı tura mı? head over heels tepetaklak perende atma 25. adamakıllı. head over heels in love sırılsıklam âşık. head shop hipilere tütsü ve renkli afişler gibi eşya satan dükkân. head tone (müz.) kafasesi. Heads up! (A.B.D.), (k.dili.) Dikkat! Yukarıya dikkat! head wind (den.) pruva rüzgârı. a crowned head kral 26. kraliçe. bring to head karar noktasına getirmek, meydana çıkarmak, buhrana sebep olmak. from head to foot baştan başa, baştan ayağa, tepeden tırnağa kadar. give a horse his head dizginleri boşaltmak. go to one's head başını döndürmek, aklını başından almak 27. burnu büyümek. hang veya hide one's head utanmak, başını önüne eğmek. (I.) can't make head or tail of it Hiç bir şey anlayamıyorum. It cost him his head Hayatına (mal.) oldu. keep one's head soğukkanlılığını muhafaza etmek, kendine hâkim olmak. keep one's head above water yüzer durumda tutmak 28. borca girmemek, ayağını yorganına göre uzatmak .Iose one's head kendinden geçmek, aklı başından gitmek, şaşırmak 29. boynu vurulmak. make head against güçlükler karşısında ilerlemek. off one's head, out of one's head (k.dili.) deli, çıldırmış zıvanadan çıkmış, kaçık. over one's head anlaması zor 30. yapabileceğinin üstünde 31. daha yüksek bir makama (baş vurma) put their heads together baş başa verip düşünmek. put something out of one's head unutmak veya unutturmak. rocks veya holes in the head (argo) delilik, çatlaklık. take it into one's head aklına koymak, tasarlamak. talk one's head off bir kimsenin kafasım şişirmek. the crown of the head başın tepesi. The song runs in my head şarkı aklıma takıldı. turn one's head överek gururlan- dırmak. under the head of başlığı altında, maddesinde. yell one's head off şiddetle ve durmadan azarlamak . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: head 1. başta olmak, birinci olmak, önde gelmek 2. lider (başkan, reis, önder, şef) olmak 3. (den.), dümen kırmak, yönelmek, yöneltmek 4. baş koymak, baş yapmak 5. başını kesmek, buda- (mak.) (ağaç) 6. baş olmak, başına geçmek 7. başa koymak, başına geçirmek 8. olgunlaşmak, yetişmek (tahıl) 9. üstünlük sağlamak, geçmek 10. (den.), başı çevrili olmak, başı bir tarafa doğru olmak 11. baş bağlamak, baş vermek (lahana, turp) head for (bir hedefe) doğru gitmek, yönelmek. head off yolunu kesmek. head up (k.dili.) başkanlık etmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: leader 1. rehber, kılavuz 2. önder, lider, baş, reis 3. bando veya koro şefi 4. orkestrada birinci keman, solo kemancı 5. en öne koşulmuş at 6. (İng.) gazetede başmakale 7. (çoğ.), (matb.) gözü belirli bir yere çekmek için konulan bir sıra nokta. leadership öncülük, önderlik, liderlik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: prefect 1. eski Roma'da vali, yüksek rütbede memur 2. baş memur, reis 3. Paris polis şefi 4. özel okullarda bazı sorumlulukları olan öğrenci. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: president 1. başkan 2. baş, reis 3. şef, amir. From Dutch-English Freedict dictionary [fd-nld-eng]: reis [rɛi˘s] journey; trip; voyage

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 6.0757 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).