Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for perde (14 entries) (6.0874 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -perde-, *perde*.

Result from Foreign Dictionaries (14 entries found)

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: blind 1. kör, âmâ 2. anlayışsız, anlamamakta direnen 3. şuursuz, gözü kararmış 4. duygusuz 5. anlaşılması güç 6. gizli, gözden uzak 7. çıkmaz 8. körü körüne olan 9. (k.dili.) sarhoş 10. kör etmek körleştirmek 11. gözünü almak, kamaştırmak 12. perde, stor, güneşlik 13. pusu, avcıların av bekledikleri yer. blind alley çIkmaz sokak 14. neticesi ümitsiz görunen iş. blind date (k.dili.) karşı cinsten evvelce tanışmadığı bir kimse ile gezmeye gitme. blind side görmeyen gözün olduğu taraf (tek gözlülerde) 15. basiretsizlik, zaaf. blind spot (anat.) retinada optik sinirin girdiği nokta, kör nokta. blind stitch kumaşın bir veya iki tarafından görünmeyen dikiş. blindworm yılana benzeyen bacaksız bir cins kertenkele, (zool.) Anguis fragilis. the blind körler. Venetian blind jaluzi stor, jaluzi perde. blindly kör bir şekilde From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: cataract 1. şelâle, buyük çağlayan, çavlan 2. (tıb.) katarakt, perde, aksu, akbasma. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: cloak 1. pelerin 2. manto 3. perde 4. paravana 5. bahane 6. pelerin veya manto ile örtmek 7. gizlemek, saklamak. eloakroom vestiyer. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: covering 1. kaplama, muhafaza 2. kat, tabaka 3. perde, örtü. covering letter evrak ile gönderilen ve evrakın mahiyetini anlatan mektup. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: curtain 1. perde 2. tiyatro perdesı 3. (çoğ.), (argo) mahvolma, ölüm 4. perdelemek. curtain call (tiyatro) perde kapandıktan sonra alkışlarla tekrar sahneye çağırma. curtain lecture (k.dili) yalnızken kadının kocasını haşlaması. curtain raiser programın ilk kısmı 5. asıl piyesten evvel oynanan kısa piyes. curtain ring perde halkası. curtain rod perde rayı, korniş. draw the curtain perdeyi kapamek 6. konuyu bırakmak. Tron Curtain Demirperde. raise the curtain perdeyi açmak 7. piyese başlamak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: fret 1. (ted, ting) (müz.) sazın parmak basacak taksimi, perde 2. kenar süsü 3. kenarını süslemek 4. (mim.) kabartma yapmak 5. sazın perde taksimlerini takmak. fret saw kıl testere. fretwork bazı yeri kabartma bazı yeri oyma olan iş. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: hang 1. duruş (etek, perde) 2. anlam, mana, kullanılış tarzı 3. sarkma, asılış. get the hang of usulünü öğrenmek, manasını kavramak. not give a hang aldırmamak, umursamamak . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: lambrequin 1. kapı veya pencere üzerine asılan süs, perde 2. ortaçağda miğferi muhafaza için üzerine sarılan kumaş parçası. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: scene 1. manzara 2. sahne 3. sahne dekoru, mizansen 4. bir olayın geçtiği yer ve şartlar 5. perde 6. hikâyede olayların geçtiği yer. scene painter sahne dekoru ressamı. scene' shifter sahne dekorunu değiştiren kimse. behind the scenes perde arkasında 7. gizlice. Don't make a scene Hadise çıkarma. make the scene (A.B.D.), (argo) bir yerde bulunmak. put on a scene olay çıkarmak, (informal) kıyameti koparmak. quit the scene sahneden veya olay yerinden çekilmek From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: screen 1. perde, kafes 2. paravana, ocak siperi 3. bölme, tahta perde 4. (ask.) düşmana karşı siper vazifesi gören bölük 5. sinema perdesi 6. sinema 7. kalbur, elek 8. önüne perde çekmek, muhafaza etmek, korumak 9. gizlemek, saklamak 10. elemek, kalburdan geçirmek 11. (imtihanla) elemek 12. perdeye aksettirmek (filim) screen'ings (çoğ.) kalbur üstünde kalan artık. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: shade 1. gölge 2. karanlık, gölgelik yer 3. siper, perde 4. ölünün ruhu, tayf, hayalet 5. renk tonu 6. derece, gömlek 7. ayırtı, nüans 8. göIgelemek, üzerine gölge düşürmek 9. saklamak, gizlemek 10. muhafaza etmek 11. karartmak 12. resme göIge vermek 13. rengi derece derece açılmak veya koyulaşmak. shade off fiyatını biraz kırmak 14. hafif bir değişiklikle bir renk veya anlamdan bir diğerine geçmek. a shade better biraz daha iyi, bir gömlek daha iyi. all shades of thought bütün farklı fikirler. the shades ölüler diyarı. shad'ing gölgelik 15. resimde gölgeler yapma 16. ayırtı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: tone 1. nitelik, perde ve süresi itibariyle ses 2. müzik sesi 3. (müz.) aralık 4. ses rengi 5. ton, perde 6. (tıb.) vücudun veya uzvun sıhhatli hali, beden kuvveti 7. fikir hali 8. nitelik 9. (güz. san.) renk tonu 10. tarz, tavır, hal. tone color (müz.) ses rengi. tone poem (müz.) senfonik şiir. half tone, semitone yarım perde. whole tone tam perde. toneless perdesiz 11. bıkkınlık ifade eden. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: veil 1. peçe, yaşmak, perde 2. tül, duvak 3. bahane, maske 4. cenin zarı 5. peçe ile örtmek 6. üstünü kapamak, gizlemek. beyond the veil öbür dünyada. take the veil rahibe olup manastıra girmek. veil'ing peçelik ince kumaş. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: web 1. (bed, bing) ağ 2. örümcek ağı 3. ağ gibi karışık şey veya tertip 4. dokuma, dokunmuş kumaş 5. (mak.) örs bogazı, ray bogazı, bağlantı levhası 6. örgü 7. (anat.), (zool.) zar, perde 8. tüy bayrağı 9. tomar 10. etrafına ağ örmek 11. ağ gibi sarmak. webfingered el parmaklarının arası perdeli. webtoed ayak parmaklarının arası perdeli, perde ayaklı. web press tomar kâğıt ile çalışan baskı makinası. web'bing kalın dokuma kayış.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 6.0874 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).