Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for hava (14 entries) (6.0786 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -hava-, *hava*. Possible hiragana form: はう゛ぁ

Result from Foreign Dictionaries (14 entries found)

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: boisterous 1. gürültülü 2. şiddetli 3. fırtınalı (dalga, hava, rüzgar) boisterously gürültülü olarak. boisterousness gürültülü olma. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: cavatina 1. (müz.) basit bir melodi, hava. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: element 1. öğe, eleman, unsur 2. cevher 3. cüz 4. esas 5. basit cisim 6. (hava, ateş, toprak, su gibi) dört ana unsurdan her biri 7. (kim.) element, öğe. the elements hava, açık hava 8. kötü hava şartları 9. temel esaslar. be in his element (k.dili.) havasını bulmak. be out of one's element bir işin acemisi olmak, kendini yabancı hissetmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: mien 1. surat, çehre 2. eda, tavır, görünüş, hava. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: music 1. müzik, musiki 2. ahenk, hava, nağme, makam, nota 3. müzik ilmi 4. orkestra, bando. music book nota kitabı. music box latarna. music hall müzik salonu 5. (İng.) vodvil tiyatrosu. music master musiki üstadı, müzik hocası. music of the spheres Pitagor kuramına göre gökcisimlerinin çıkardığı ve yalnız tanrılar tarafından işitilebilen müzik sesleri. music paper çizgili nota kağıdı. music roll otomatik piyanoda müzik parçasının çalınmasına yarayan delikli kağıt tomarı. music stand nota sehpası. music stool piyano taburesi. chamber music oda müziği. electronic music elektronik müzik. face the music herhangi nahoş bir şeyi veya güçlüğü yılmadan karşılamak. instrumental music çalgı ile çalınan müzik. program music belirli bir konu ifade eden müzik. set a poem to music bir şiiri bestelemek. vocal music sesle söylenen müzik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: sky 1. (skied veya skyed, skying) gökyüzü, gök, sema, asuman 2. hava 3. (k. dili) topu havaya vurmak, yukanya fırlatmak 4. duvarın üst tarafına asmak (resim) sky blue gök mavisi. sky pilot (argo) orduda papaz veya rahip. out of a clear sky birdenbire, tepeden inme. praise to the skies göklere çıkarmak, aşırı derecede övmek. under the open sky açık havada, gök kubbe altında. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: spirit 1. ruh can, insan ruhu 2. (fels.) tin 3. tayf, hayalet 4. peri, cin 5. önder, örnek kimse 6. heves, canlılık 7. hava 8. huy, tabiat, meşrep 9. mana, öz, meram 10. hayalete ait 11. ruhlara inanmayla ilgili 12. ispirto ile çalışan. spirit lamp ispirtoluk, kamineto. spirit level düzeç, kabarcıklı düzeç, düzeldek, tesviyeruhu, su terazisi. spirit rapping ispritizmada ruhların masaya hafif hafif vurmaları. spirit writing ruhların yazdığına inanılan yazı. familiar spirit bir insana hizmet eden peri. spiritless cansız, ruhsuz, hevessiz. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: air 1. hava, nefes 2. (müz.) hava, nağme 3. tavır. air base hava üssü.air bladder (zool.) baIıklarda hava ile dolu bir kese, hava kesesi. airborne havadan gelen (toz mikrop v.b.) 4. havadan nakledilen 5 on the air. radyoda söylüyor. take the air dışarıya çıkıp dolaşmak.up in the air karar verilmemiş, neticeye bağlanmamış. walk on air ayakları yere değmemek (sevincinden) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: tune 1. beste, hava, nağme 2. ahenk, düzen 3. akort 4. hal, mizaç 5. akort etmek, ahenk vermek 6. ahenkle çalmak 7. düzen vermek 8. ahenkli olmak, sesi uymak. tune down sesi bastırmak. tune in belirli bir istasyonu açmak. tune out istasyonu düzeltmek. tune up salgıları akort etmek 9. ayarlamak. change one' tune ağız değiştirmek. in tune akortlu. out of tune akortsuz 10. ahenksiz, düzensiz. to the tune of bestesiyle 11. meblağına kadar. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: weather 1. hava, hava durumu 2. kötü hava, fırtına 3. ortam, şart, durum 4. (den.) rüzgâr üstü tarafındaki. weather bureau meteoroloji bürosu. weather eye hava değişikliğini çabuk sezme kabiliyeti. keep one' weather eye open (k. dili) göz kulak olmak. weather map hava haritası, meteoroloji haritası. weather ship okyanus meteoroloji istasyonu. weather signal hava durumunu bildiren işaret. weather station meteoroloji istasyonu. weather vane fırıldak, rüzgârgülü. make heavy weather yalpa vurmak, yalpalamak 5. zorluk çıkarmak. under the weather (k. dili) keyifsiz, hasta, rahatsız 6. kafası dumanlı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: weathered 1. (hava, güneş, rüzgâr veya yağmur etkisiyle) yıpranmış. weathered in (A.B.D.) hava muhalefeti yüzünden kapalı (havaalanı) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: wind 1. ruzgar, yel, hava 2. kasırga, hortum, bora 3. havanın estiği yön 4. havanın getirdiği koku, nefes 5. haber 6. soluk, nefes 7. boş laf 8. (çoğ.) orkestrada nefesli çalgılar 9. bağırsakta gaz. in the wind olmakta, patlamak üzere 10. kafası dumanlı, sarhoş. in the wind' eye tam rüzgara karşı. break wind yellenmek, osurmak. get wind of sezmek, haber almak, duymak, ipuçlardan anlamak. have the wind of rüzgar yönünde olmak 11. kokusunu almak 12. üstün durumda olmak. have ones wind up tetik durmak. sail close to the wind hemen hemen rüzgâra karşı gitmek 13. tehlikeyi göze almak 14. az parayla geçinmek. wind gap dağ silsilesi içinde akarsuyun geçmediği boğaz. wind gauge tüfekte rüzgar ayarı. wind instrument nefesli çalgı. wind rose rüzgargülü. wind scale ruzgâr cetveli. wind tunnel hava deneme tuneli. an ill wind felâket, şanssızlık. fair wind elverişli ruzgâr. fling to the winds saçıp dağıtmak, atmak. foul wind aksi rüzgâr, fırtınalı ruzgar. go like the wind ruzgar gibi hızlı gitmek. high wind kuvvetli rüzgâr. in the teeth of the wind şiddetli rüzgâra karşı. into the wind rüzgâra karşı. take the wind out of one' sails yelkenlerini suya indirtmek. the four winds dört yönden esen rüzgârlar 15. dört taraf. trade winds alizeler. It' an ill wind that blows no good Her işde bir hayır var. There is something in the wind Ortalıkta bir şeyler dönüyor. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: aura 1. bir cismin saçtığı buhar, koku vb 2. ruh, hava, atmosfer. From Swedish-English Freedict dictionary [fd-swe-eng]: hava have; have got

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 6.0786 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).