Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for ted (63 entries) (6.1761 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -ted-, *ted*.

Result from Foreign Dictionaries (63 entries found)

From The Collaborative International Dictionary of English v.0.48 [gcide]: Ted \Ted\, v. t. [imp. & p. p. {Tedded}; p. pr. & vb. n. {Tedding}.] [Prob. fr. Icel. te?ja to spread manure, fr. ta? manure; akin to MHG. zetten to scatter, spread. [root]58. Cf. {Teathe}.] To spread, or turn from the swath, and scatter for drying, as new-mowed grass; -- chiefly used in the past participle. [1913 Webster] The smell of grain or tedded grass. --Milton. [1913 Webster] The tedded hay and corn sheaved in one field. --Coleridge. [1913 Webster] From WordNet (r) 3.0 (2006) [wn]: Ted n 1: a tough youth of 1950's and 1960's wearing Edwardian style clothes [syn: {Ted}, {Teddy boy}] From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: coquet 1. (-ted, -ting) cilveli hareket etmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: clot 1. )(-ted, -ting) pıhtı, toptop olan herhangi bir şey 2. pıhtıtaşmak, top top olmak, kesilmek (süt) 3. pıhtılaştırmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: dot 1. (ted, ting) noktalamak, benek benek dağıtmak 2. sık olarak yayılmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: emit 1. (-ted, -ting) dışarı vermek, çıkarmak, ihraç etmek, fıskırtmak, atmak 2. yaymak, yayımlamak, neşretmek 3. ifade etmek, söylemek (fikir, düşünce) emissive yayan, neşre(den.) emitter çıkaran şey, fışkırtan şey 4. (elek.) emitor. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: glut 1. (-ted, -ting) tıka basa doyurmak, ağzına kadar doldurmak 2. Iüzumundan fazla mal çıkarıp piyasayı boğmak 3. oburcasına yemek 4. bolluk, tokluk, piyasada fazla mal olması. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: fit 1. (ted, ting) uygun olmak 2. uygun bir hale getirmek, prova etmek 3. uydurmak 4. dikkatle üzerine koymak 5. uymak 6. uygun gelmek, münasip olmak 7. yakışmak 8. uyma, uygun gelme, munasip olma. tight fit sıkı geçme. fit out ihtiyacını temin etmek, teçhiz etmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: flat 1. (ted, ting) yassılamak, düzeltmek 2. tadını kaçırmak, neşesini bozmak 3. yassılmak, düşmek 4. neşesiz olmak 5. (müz.) yarım ton indirmek 6. belirli perdeden aşagı söylemek veya çalmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: flit 1. (ted, ting) oradan oraya dolaşmak, gitmek, kuş gibi gelip geçmek 2. çırpınmak: çırpınma, kuş gibi geçme. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: fret 1. (ted, ting) (müz.) sazın parmak basacak taksimi, perde 2. kenar süsü 3. kenarını süslemek 4. (mim.) kabartma yapmak 5. sazın perde taksimlerini takmak. fret saw kıl testere. fretwork bazı yeri kabartma bazı yeri oyma olan iş. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: fret 1. (ted, ting) üzülmek, sıkılmak, söylenmek 2. üzmek, kızdırmak, sinirlendirmek, rahatsız etmek 3. aşındırmak, yıpratmak, yemek 4. aşınmak, yenmek, yıpranmak 5. çalkalandırmak, dalgalandırmak 6. çalkalanmak 7. üzüntü, sıkıntı, öfke 8. aşınma 9. yenmiş yer. fret and fume mırıldanmak, söylenmek. in a fret sinirli, asabi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: frit 1. (ted, ting) cam haline gelmeden önceki hammadde karışımı 2. cam karışımını belirli derecede ısıtmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: grit 1. (ted, ting) iri taneli kum 2. kumtaşı 3. kefeki taşı, öğütme hassası olan taş 4. metanet, cesaret, yiğitlik 5. gıcırdatmak, diş gıcırdatmak . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: gut 1. (ted, ting) bağırsak veya mide 2. hazım sistemi 3. çalgı kirişi 4. dar geçit 5. bağırsaklarını dışarı dökmek 6. yağma etmek 7. (binanın) içini tamamen tahrip etmek (yangın) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: highhat 1. (ted, ting) büyüklük taslayan kimse, züppe kimse 2. züppe 3. saymamak, önem vermemek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: knot 1. (ted, ting) düğümlemek, düğüm halinde bağlamak 2. karmakanşık etmek 3. budaklanmak 4. saçaklık düğüm yapmak 5. düğümlenmek, düğüm olmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: intermit 1. (ted, ting) ara vermek, geçici olarak tatil etmek. intermittingly ara vererek . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: jut 1. (-ted, -ting) sıkıntı, çıkıntılı şey 2. (gen.) out( ile) çıkıntı halinde dışarı fırlamış olmak 3. çıkıntı yapmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: lot 1. (-ted, - ting) kısmet, kader, talih, baht, nasip 2. kura 3. (İng.) vergi 4. arazi parçası 5. hisse, pay 6. (gen.) (çoğ.) birçok, çok miktar 7. kısım, parça 8. nevi, tip 9. taksim etmek, hisselere ayırmak 10. kısımlara ayırmak (arazi) 11. kur'a ile taksim etmek. a lot çok. cast in one' lot with birinin kaderine bağlanmak, birinin nasibini paylaşmak. cast lots zar atarak veya başka suretle talihini denemek. draw lots kur'a çekmek. odd lot az miktar. He has lots of friends. Pek çok dostu var. the lot hepsi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: manumit 1. (-ted, -ting) serbest bırakmak, azat etmek (köle) manumis'sion azat etme 2. azat edilme, serbest bırakılma. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: (mat.) 1. (-ted, -ting) hasır 2. paspas 3. bardak veya vazo altllığı 4. arap saçı gibi bir birine dolaşmış yığın 5. hasır ile örtmek 6. bükerek veya keçeleştirerek hasıra benzetmek 7. hasırlaşmak, keçeleşmek 8. düğümlenmek, bir birine dolaşmak, çitişmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: (mat.) 1. (-ted, -ting) resim ve çerçeve arasındaki karton kenar 2. (matb.) hurufat kalıbı, matris 3. (mat.) yüzey 4. yüzeyi matlaştırıcı alet 5. matlaştırmak 6. resim etrafına karton çerçeve geçirmek 7. mat, donuk. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: outfit 1. (-ted, -ting) takım donatısı 2. gereçler 3. (A.B.D.), (k. dili) askeri birlik 4. bir zaman için ihtiyacı karşılayan giyecekler 5. donatmak, gereçlerini sağlamak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: net 1. (-ted, - ting) ağ, şebeke 2. tuzak, tel kafes 3. hile 4. ağ veya tuzağa düşürmek, ağ ile tutmak 5. ağ ile örtmek 6. ağ örmek 7. ağ ile avlamak. net ball (tenis) ağa dokunduktan sonra rakibin sahası içine düşen top. tennis net tenis ağı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: net 1. (-ted, - ting) safi, halis 2. net, kesintisiz 3. kazanmak, kar etmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: nut 1. (ted, ting) fındık ve ceviz gibi sert kabuklu yemiş 2. (mak.) vida somunu 3. (A.B.D.), (argo.) çatlak kimse 4. (argo.) kafa, baş 5. ceviz veya fındık toplamak. nutbrown fındık veya kestane renginde. nut coal ceviz iriliğinde madenkömürü. nut grove fındıklık. Nutsl (ülem), (argo.) İllallah ! be nuts on (argo.) çok sevmek, delicesine sevmek. hard nut to crack müşkül mesele, çatallı iş, çetin iş 6. idaresi güç kimse. off one' nut kaçık, deli. pistachio nut şamfıstığı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: omit 1. (-ted, -ting) atlamak, bırakmak 2. yapmamak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pretermit 1. (-ted, -ting) vaz geçmek 2. ihmal etmek 3. göz önünde tutmamak. pretermission ihmal 4. vaz geçme. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pat 1. (-ted, -ting) el ile veya yassı bir şey ile hafifçe vurmak 2. ayağı hafif hafif yere vurmak 3. hafif adımlarla koşmak 4. fiske, hafif vuruş 5. yalın ayağın çıkardığı ses 6. ufak kalıp (tereyağı) pat on the back tebrik etmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: permit 1. (-ted, -ting) izin vermek, müsaade etmek, ruhsat vermek 2. fırsat vermek, imkân vermek, bırakmak 3. kabul etmek 4. razı olmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pet 1. (-ted, -ting) evde beslenen ve çok sevilen hayvan 2. sevilen kimse veya şey 3. evcil 4. gözde, en çok sevilen 5. sevmek, okşamak. pet aversion, pet hate en çok nefret edilen şey veya kimse. teacher' pet öğretmenin gözdesi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pit 1. (-ted, -ting) çukura yerleştirmek 2. çukurlaştırmak 3. ufak çukurlarla doldurmak 4. dövüş meydanına çıkarmak (horoz) 5. bir birine karşı kışkırtmak 6. çekirdeklerini çıkarmak 7. (tıb.) geçici olarak çukurlaşmak. pit one against another birbiriyle mücadeleye sokmak, kapıştırmak . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: plat 1. (-ted, -ting) (eski) küçük toprak parçası arsa 2. plan, çap 3. (eski) şehir planı çizmek . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: plot 1. .(-ted, -ting) plan veya haritasını çıkarmak 2. plan veya harita üzerinde işaretlerle göstermek (nota) 3. aradaki noktaları birleştirerek çizgi çizmek 4. entrika çevirmek, kötü niyetlerle plan yapmak. plotting paper kareli kâğıt. plotter plan yapan kimse 5. entrikacı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pot 1. (-ted, -ting) yağ ve baharatla kavanoza basmak 2. kavanozda muhafaza etmek 3. saksıya dikmek 4. yemek için avlamak, tüfekle rasgele vurmak 5. bilardoda çukura düşürmek 6. (k. dili) kapıp cebe indirmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: ret 1. (-ted, -ting) ıslatıp yumuşatmak (keten veya yün) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: revet 1. (-ted, -ting) toprak kaymasına engel olmak için meyilli duvar çekmek, kaplama duvarı yapmak. revetment istihkâmların dış kaplaması. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: quit 1. (-ted, -ting) bırakmak, geçmek, vaz geçmek 2. kesilmek, durmak, dinmek 3. gitmek 4. terketmek 5. (k. dili) işten ayrılmak 6. ödemek 7. kurtulmuş, serbest 8. arı 9. bırakma, terketme. be quits (k. dili) hesaplaşmış olmak. cry quits yeter artık demek. double or quits kumarda kaybedilmiş paranın ya iki mislinin ödenmesini yahut da borcun affını amaçlayan son şans oyunu. notice to quit kiracıya verilen boşaltma bildirisi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: rat 1. (ted, ting) iri fare, sıçan, keme, (zool.) Mus 2. (argo.) oyunbozan, mızıkçı kimse 3. kadınların saçını kabarık göstermek için kullanılan ufak ilâve parça 4. fare tutmak 5. on ile, (argo.) gammazlamak 6. (argo.) oyunbozanlık etmek. Norway rat göçmen keme, (zool.) Rattus norvegicus. water rat misk faresi, (zool.) Ondatra zibethica. Iike a drowned rat sırsıklam. rat race (argo.) keşmekeş, hercümerç, koşuşturma, hengame. smell a rat kuşkulanmak, hile sezmek. ratter sıçan tutan kedi veya köpek 7. (argo.) hain kimse. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: rebut 1. (ted, ting) çürütmek 2. (huk.) delillerle reddetmek. rebuttal delillerle çürütme ve reddetme. rebutter (huk.) bir davada davacı tarafından verilen ikinci cevap 3. delille reddeden kimse. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: recommit 1. (ted, ting) tekrar tetkik etmek üzere heyete havale etmek. recommitment, recommittal heyete tekrar havale etme. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: shot 1. (ted, ting) içinde patlayıcı madde olmayan top güllesi 2. tüfek saçması 3. atış 4. kurşun menzili 5. erim, atım 6. nişancı 7. top veya tüfek atma 8. (spor) gülle 9. (spor) bilyeye vuruş 10. (k. dili) teşebbüs 11. tahmin 12. şans 13. (tıb.) şırınga, iğne, aşı 14. miktar 15. (k. dili) bir kadeh içki: filimde tek hareket 16. fotoğraf 17. gülle veya saçma ile doldurmak. shot metal saçma imalinde kullanılan madde. shot tower saçma imal olunan kule. a long shot güç bir işe teşebbüs etme. a shot in the arm heveslendirme, canlandırma. a shot in the locker yedek. big shot (k. dili) önemli kimse. Iike a shot ok gibi, birdenbire, hızla. not by a long shot hiç, katiyen. parting shot ayrılırken söylenen çileden çıkartıcı söz. take a shot in the dark kafadan atmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: submit 1. (-ted, -ting) teslim etmek, iradesine bırakmak 2. reyine veya onamasına sunmak 3. arz etmek ileri sürmek, teklif etmek, söylemek, beyan etmek 4. teslim olmak, boyun eğmek 5. itaat etmek. submittal teslim olma, boyun eğme 6. sunuş. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: strut 1. (-ted, -ting) caka satarak yürümek, çalım yaparak gezinmek 2. desteklemek 3. azametli yürüyüş, çalım, fiyaka kasılma 4. (mim.) göğüsleme 5. payanda. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: slot 1. (-ted, -ting) dar ve uzun yiv veya açıklık 2. delik 3. (k. dili) yer, mevki 4. dar ve uzun yiv veya delik açmak 5. yivine veya yerine oturtmak. slot machine içine para konulan otomatik büfe veya oyun makinası. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: smut 1. (ted, ting) kurum, is 2. yakası açılmadık söz, pis laf, müstehcen söz 3. (bot.) buğday başaklarına arız olan mantar nevinden bir hastalık 4. is veya kurum ile lekelemek veya kirletmek 5. kirlenmek 6. lekelemek, iftira etmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: spat 1. (ted, ting) istiridye yumurtası 2. yumurta dökmek (istiridye) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: spat 1. (ted, ting) şamar, sille: şaplak 2. ağız dalaşı 3. yağmur şakırdaması 4. sille vurmak 5. ağız kavgası etmek, atışmak, dalaşmak 6. şakırdamak (yağmur) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: spit 1. (-ted, -ting) şiş 2. (coğr.) dil 3. şiş saplamak 4. meç saplamak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: spot 1. (-ted, -ting) beneklemek, lekelemek, benek benek etmek 2. kirletmek, şerefini lekelemek 3. bulmak 4. tanımak 5. nişanalmak 6. yer yer dağıtmak: yerleştirmek 7. atamak 8. lekelenmek, benek benek olmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: squat 1. (-ted, -ting) çömelmek: çökmek 2. izinsiz olarak bir yere yerleşmek, gecekondu yaparak yerleşmek 3. çömeltmek 4. bodur 5. çömelmiş 6. çömelme 7. izinsiz yerleşme. squat'ty bodur 8. kısa ve kalın. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: tot 1. (-ted, -ting) (gen.) up (ile) toplamak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: sulfuret 1. (-ed, -ing 2. -ted, -ting) kükürtle karıştırmak, içine kükürt katmak 3. sülfid. sulfuretted hydrogen kükürtlü hidrojen. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: swat 1. (-ted, -ting) yassı bir şey ile vurmak, ezmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: swot 1. (-ted, -ting) ing., (argo) çok çalışmak (özellikle ders), (slang) hafızlamak, ineklemek 2. çok çalışan talebe, (slang) inek 3. çok çalışma From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: tat 1. (-ted, -ting) mekik oyası yapmak . tatting mekik oyası. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: transmit 1. (ted, -ting) geçirmek 2. göndermek, nakletmek 3. geçmesine müsaade etmek. transmitter radyo veya televizyon verici istasyonu 4. nakledici cihaz 5. geçiren kimse 6. iletken şey. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: trot 1. (-ted, -ting) tırıs gitmek 2. koşmak 3. hızlı yürümek: tırıs: hızlı gidiş, koşuş: (k. dili) yabancı dil derslerinde gizli olarak kullanılan tercüme kitabı: (çoğ.) (k. dili) ishal. trot out (k. dili) göze girmek için bir şey göstermek. trot'ter tırıs giden koşu atı 4. (k. dili) paça. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: twit 1. (-ted, -ting) azarlamak, kusurunu yüzüne vurmak 2. takılmak, kızdırmak 3. takılma. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: unknit 1. . (-ted, -ting) sökmek (örgü) çözmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: wet 1. (-ter, -test), (-ted, - ting), yaş, ıslak 2. yağmurlu 3. (kim.) .su veya başka sıvı ile yapılan 4. (k. dili) içki yasağı olmayan (yer) 5. kurumamış 6. ıslatmak 7. ıslanmak 8. işemek 9. yaşlık, nem, rutubet 10. su 11. yağmur 12. yağmurlu hava 13. (A.B.D.) içki yasağı aleyhtarı. all wet (argo) martaval 14. martavalcı. wet blanket (k. dili) neşeyi kaçıran şey 15. şevki kıran kimse. wetbulb thermometer üstü ıslak bulundurulan termometre. wet day yağmurlu gün. wet goods fıçı veya şişelerde bulunan sıvı maddeler 16. (k. dili) alkollü içkiler. wet nurse sütnine. wet rot nemle oluşan çürüme. wet suit ıslak dalış elbisesi. wet to the skin iliklerine kadar ıslanmış. wet'tish yaşça, ıslakça, nemli. wet'ness ıslaklık, nem, rutubet. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: whet 1. (-ted, -ting) bilemek 2. tahrik etmek, kışkırtmak 3. açmak (iştah): bileme, bilenme 4. iştah açan şey. whet'stone bileğitaşı.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 6.1761 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).