Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for tam (45 entries) (6.0902 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -tam-, *tam*. Possible hiragana form: たん

Result from Foreign Dictionaries (45 entries found)

From WordNet (r) 3.0 (2006) [wn]: tam n 1: a woolen cap of Scottish origin [syn: {tam}, {tam-o'-shanter}, {tammy}] From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: absolute 1. kâmil, tam 2. halis, sade, saf 3. mutlak, sonsuz, nihayetsiz, kayıtsız şartsız 4. (gram.) soyut, mücerret 5. ki, sisel değer ölçülerine bağlı olmayan absolute ceiling (hav.) azami yükseliş haddi absolute pitch (müz.) bir notanın frekansı 6. bir sesin perdesini ezberden tayin etme kabiliyeti. absolute scale mutlak ölçü. absolute temperature mutlak ısı derecesi (mutlak sıfırdan hesap ederek) absolute zero ısıda mutlak sıfır noktası. absolutely tamamen, kesin olarak, kati surette. absoluteness mutlakiyet. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: correct 1. doğru yanlışsız, tam 2. dürüst 3. uygun, münasip, layık. correctly tam tamına, doğru olarak. correctness dürüstIük, doğruluk 4. uygunluk. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: consummate 1. tam, mükemmel. consummately mükemmelen. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: complete 1. tamam, tam, bütün 2. bitmiş, tamamlanmış 3. mükemmel, dört başı mamur 4. tamamlamak, bütünlemek, yetkinleştirmek 5. bitirmek. a complete surprise tam bir sürpriz. completely tamamen, butünüyle. completeness bütünlük, tam olma hali. completion bitirme, tamamlama, sona erme 6. yerine getirme. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: express 1. açık, belli, sarih 2. kesin, katî 3. özel, hususi, mahsus 4. tam, tıpkı 5. gayesine uygun 6. sürat sağlayan 7. sürat postası ile, ekspresle 8. nakliye şirketi, ambar 9. sürat postası, ekspres 10. ambarla göndermek. express company nakliye şirketi, ambar. express train surat postası, ekspres. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: due 1. ödenmesi gerekli olan, vadesi dolmuş vakti gelmiş, yerine getirilmesi gereken 2. uygun, münasip, lâyık 3. yeterli 4. -(den.) dolayı, sebebiyle 5. gelmesi icap eden 6. tam, doğru. due care gerekli olan itina. due course of time zamanı gelince, vakti saati gelince. due east tam doğuya doğru . He is due in at noon Öğleyin varacak. Öğleyin gelmesi lâzım. due process (huk.) bir davanın yürürlükte olan kanun ve kurallar gereğince ele alınması. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: entire 1. tam, tamam, bütün, parçalanmamış 2. iğdiş edilmemiş (hayvan) 3. (bot.) tek parçadan ibaret, yekpare 4. kenarı dişli olmayan (yaprak) 5. bütün. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: exact 1. tam, doğru, tamam 2. kati, kesin 3. tamamen doğru 4. pek ince. exactscience matematik gibi kesin sonuçlar elde edilebilen bilim, pozitif ilim. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: exactly 1. tam, tamam, tamamen, aynen, kesin olarak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: flat 1. (ter, test) düz, müstevi, yassı: yüzüstü, sırtüstü 2. yıkık, harap 3. kati, kesin 4. (mat.), donuk, tatsız, yavan 5. durgun (ticaret) 6. (müz.) bemol 7. açıkça 8. doğrudan doğruya 9. tam 10. (müz.) asıl notadan daha aşağı ve yanlış olarak. flat against the wall duvara yapışık. flatboat, flatbottom (den) düz karinalı gemi. flat broke (h)dili meteliğe kurşun atar durumda, beş parasız. flatcar (A.B.D) açık yük vagonu. flat denial kesin bir şekilde ret, kati surette inkâr. flatfish kalkan gibi yan yüzen balık. flatfooted düztaban 11. (A.B.D), (h)dili azimli. flathead yassı kafalı 12. (b.h) Amerika'da eski bir yerli kabilenin ferdi. flatiron ütü. flat race düz yerde yarış. flat rate tek fiyat. flat tire patlamış lastik. flattop (A.B.D) uçak gemisi. flatwork masa örtüsü gibi kolay ütülenir düz parçalar. fall flat büyük bir başarısızlığa uğramak. (I.)'ll tell you flat. Sana asıkça söyleyeceğim. The market is flat. Piyasa durgun. in ten seconds flat tam on saniyede. That' flat. Açık ve kesindir. Şüphe götürmez. flatly açıkca, peşin olarak. flatness düzlük, yassılık 13. tatsızlık, yavanlık. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: full 1. dolu 2. meşgul 3. boş olmayan, tutulmuş 4. tok 5. tam, tüm 6. azami derecede 7. met 8. dolgun, büyük, şişman, iri 9. tamam, bütün 10. dolun (ay) 11. kalın, pes (ses) 12. bol, geniş. full back (futbol) bek oyuncu. fullblooded saf kan. fullblown tamamen açmış 13. tam gelişmiş. fullbodied kuwetli ve memnun edici derecede (içki) full brother öz erkek kardeş. full dress resmi elbise, frak. fullface cepheden alınmış fotoğraf 14. (matb.) kalın harf. fullfashioned kesiksiz örülmüş. fullfledged tüyleri büyümüş, tam olgunlaşmış 15. harekete geçmiş 16. tam yetkili. full gainer havada ters perende atarak suya dalma. full house (tiyatro) her yerin dolu olması 17. pokerde ful. fulllength tam boy (portre) full membership tam üyelik asli üyelik. full moon dolunay. full nelson (güreşte) künde. full pay tam ücret veya maaş. full professor profesör. fullrigged üç direkli tam armalı (gemi) fullscale orijinal ebatta (suret, resim) 18. bütün güçle yapılan (hücum, teşebbüs) full score (müz.) her aletin çalacağı veya sesin okuyacağı notayı ayrı ayrı gösteren kitap. full speed tam sürat. full steam ahead son süratle ileri. full stop nokta 19. tam vuruş. full to overflowing, full to the brim ağzına kadar dolu, dopdolu. full up dopdolu. at full gallop dörtnala (at) chock full agzına kadar dolu. in full tam, etraflı. full blast in full swing bütün kuvvetiyle (çalışmak) in full view herkesin önünde, aleni olarak, görünürde. fully tamamen 20. tamamıyle, tastamam, tam. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: full 1. tam, tamamen 2. fazlasıyle, pek çok 3. doğru. fullgrown kemale ermiş, tam gelişmiş. full many a flower bir dolu çiçek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: accurate 1. doğru, sahi, tam 2. ince accurately doğru olarak, kusursuz bir şekilde. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: implicit 1. tam, kesin, kati 2. ima olunan, zımni 3. ifade edilmeden anlaşılan 4. aslında olan. be implicit in zımnen anlasılmak. implicit confidence. tam güven implicitly zımnen 5. tamamıyle. implicitness ima, dokundurma, dolaylsıyle anlatma. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: ingrain 1. kökleştirmek, yer etmek 2. ham iken boyamak, dokunmadan boyamak 3. kökleşmiş 4. ham iken boyanmış. ingrain carpet dokunmadan boyanmış halı. ingrained kökleşmiş, tam. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: just 1. tam, tam tamına, kesin olarak 2. hemen, şimdi, biraz önce 3. ancak 4. hemen hemen 5. neredeyse 6. güçbela, darı darına 7. sadece, yalnız 8. (k. dili) çok. just how many tam tamma ne kadar. just now hemen şimdi, biraz evvel, tam şimdi. just then o arallk, o esnada, derken. just there tam orada. just the same tıpatıp aynı 9. bununla birlikte, yinede.Just think! Düşün bir kere! Tasavvur et! He just escaped. Dar kurtuldu. It is just fine. Çok güzeldir. Not just yet. Daha vakti gelmedi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: outright 1. sınırsız olarak, birden, yekten 2. bütün bütün, tamamen 3. dosdoğru 4. doğrudan dogruya 5. sınırsız 6. tam, bütün 7. devam eden 8. karşılıksız 9. düpedüz. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: orthodox 1. doktrini sağlam 2. . dinsel inançlarına sadık 3. doğru, tam, uygun 4. (b. h.) Ortodoks kilisesine mensup 5. yürürlükteki usule uygun. orthodoxly kabul edilmiş bir fikre uygun olarak. orthodoxy Ortodoksluk 6. akidenin doğruluğu. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: precise 1. tam, tamam, kati, kesin, sahih, çok dikkatli, dakik 2. kural dışına çıkmayan 3. kusursuz 4. kesinlik ve açıklıkla ifade edilmiş. precisely dikkatle, kesinlikle 5. tamamen 6. muhakkak. preciseness katiyet, kesinlik 7. dakiklik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: perfect 1. tam, mükemmel 2. kusursuz 3. iyice öğrenilmiş (ders) 4. (bot.) olgun 5. aynı çiçekte hem erkeklik hem dişilik uzvu olan, tam 6. (k. dili) pek çok, müthiş 7. (gram.) geçmiş 8. (gram.) geçmiş zamanlı fiil 9. geçmiş zaman. perfect circle tam daire. perfect nonsense saçma şey. perfect pitch (bak.) absolute pitch. perfectly tamamen 10. mükemmel olarak. perfectness mükemmellik, kusursuzluk. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: plenary 1. tam, bütün, tümel, külli 2. mutlak 3. bütün üyelerin hazır bulunduğu (toplantı, kurul) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: proper 1. münasip, layık, yakışır, uygun 2. has, hususi, kendine mahsus, zati 3. doğru, gerçek, tam 4. hürmete lâyık 5. asıl (yer) 6. (eski ) güzel, fevkalade. proper fraction tam kesir. proper name özel isim. the proper time uygun zaman. properly uygun şe- kilde 7. hakkıyle, haklı olarak 8. doğru olarak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: rank 1. uzun veya sık büyümü, (bitki) 2. ağır kokulu, keskin 3. (fena anlamda) daniska, tam 4. bitek 5. (huk.) haksız. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: refined 1. ince, kibar, zarif 2. safi, has 3. dakik, tam. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: solid 1. katı 2. sağlam 3. som 4. pek, sıkı, yoğun 5. kesiksiz 6. bütün, tam 7. gerçek 8. birleşik 9. üç boyutlu 10. güvenilir, devamlı, kesintisiz, fasılasız 11. katı madde 12. üç boyutluluk. solid comfort ciddi ve sürekli rahat. solid food katı yiyecek. solid geometry uzay geometri. solid measure katı cisimlere mahsus ölçü birimi, oylum ölçüleri. a solid hour tam bir saat. a solid man sağlam adam. be solid for ittifakla bir kimsenin tarafını tutmak. solidity katılık 13. metanet, kuvvet, sağlamlık. solidly oy birliğiyle, ittifakla 14. sağlam. solidness katılık 15. sağlamlık. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: sound 1. sağlam, kusursuz 2. sıhhatli, salim, esen 3. emin, emniyetli 4. doğru, sahih 5. iyi, tam 6. mükemmel 7. derin (uyku) 8. geçerli, kanuni, sağlam 9. derin derin. soundly derin derin (uyku) 10. mükemmelen 11. tamamen. soundness sağlamlık, sıhhat 12. doğruluk, geçerlik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: square 1. kare, dört köşeli, dik açılı 2. omuzları enli 3. doğru, âdil, insaflı 4. namuslu 5. tam, kesirsiz 6. tam, açık 7. (argo) modadan habersiz, gençlik fikirlerine karşı koyan, eski kafalı 8. (k. dili) doğru, dosdoğru 9. tam yerinde, isabetli. square dance dört çiftin karşı karşıya yaptıkları bir çeşit oyun. square deal dürüst ve insaflı pazarlık veya muamele. square foot ayak kare, 0, 093 m2 square knot camadan bağı. square meal doyurucu yemek. square measure yüzey ölçü birimi. square meter metre kare. square mile mil kare, 2, 59 km2. square piano adi piyano, düz piyano. squarerigged 10. (den.) dört köşe seren yelkenleri olan, kaba. sorto square root (mat.) kare kök, cezir. square sail dört köşe seren yelkeni. square shooter (k. dili) dürüst insan. squaretoed küt burunlu (ayakkabı) 11. eski âdetlere veya modaya düşkün. get square with hakkından gelmek. squarely kare şeklinde 12. dürüstçe. squareness kare oluş. squarish karemsi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: stark 1. süssüz, sade 2. bütün bütün, tam 3. katı, kaskatı kesilmiş (ölü gibi) 4. şiddetli, fırtınalı 5. suratsız, sert 6. anadan doğma 7. tamamen. stark naked anadan doğma, çırılçıplak, üryan. stark raving (mad.) çılgın, tam deli. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: superb 1. muhteşem, görkemli 2. âlâ, nefis, enfes 3. zengin, zarif. superbly muhteşem bir şekilde 4. tam. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: thorough 1. tam, mükemmel 2. çok dikkatli 3. baştan başa. thoroughly tamamen, adamakıllı. thoroughness kusursuzluk 4. dikkatlilik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: thoroughbred 1. saf kan 2. soylu 3. tam 4. saf kan hayvan 5. (b. h.) bir cins at 6. (k. dili) kültürlü kimse . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: thoroughgoing 1. tam, daniska 2. çok dikkatli. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: thoroughpaced 1. her çeşit yuruyüşe alışkın (at) 2. her şeye gelir, tam, mükemmel. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: true 1. hakiki sahi, gerçek, doğru 2. halis, katkısız, som, safi 3. sadık, samimi, içten 4. tam, aym 5. asıl 6. meşru 7. doğru olarak, hakikaten, gerçekten 8. doğru 9. doğrultmak, düzeltmek, tam şeklini vermek. true bill muhakeme lüzumu kararı. true-false test "doğru', veya "yanlış" diye cevaplandırılan test. true horizon deniz yüzeyi ile paralel olan hakiki ufuk. come true doğru çıkmak, gerçekleşmek. in true doğru işleyen, merkeze uygun. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: unabridged 1. kısaltılmamış, orijinal, aslı gibi, tam. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: unmitigated 1. tam, daniska 2. dinmeyen. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: unobstructed 1. engellenmemis 2. açık, tam 3. tıkanmamış. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: unqualified 1. ehliyetsiz, uygun nitelikleri olmayan 2. şarta bağlı olmayan 3. tam, kesin. unqualifiedly şartsız olarak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: utter 1. bütün butun, tam, mutlak 2. son derece 3. kesin, son, nihai. utterly tamamen, bütün bütün. uttermost azami (derece) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: verbatim 1. kelimesi kelimesine, aynen harfi harfine 2. kelimesi kelimesine yapılmış, tam. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: very 1. tam, hakiki, ta kendisi 2. mutlak, kati 3. hususi, belirli 4. aynı, tıpkısı 5. bile, hatta 6. pek, çok, ziyadesiyle. He is the veriest idiot who ever lived Simdiye kadar yaşamış aptalların daniskasıdır. Marriage is the very thing for you Evlilik senin için biçilmiş kaftandır. She wept for very joy Sırf sevinçten ağladı. The very idea! Daha neler! very high frequency (radyo) 30-300 megasikl. very low frequency (radyo) 10-30 kilosikl. Very light işaret fişeği. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: whole 1. tam, bütün, tüm 2. sağlam, sağ, iyi, sağalmış, iyileşmiş 3. tüm, bütün, kül 4. tam şey 5. toplam. whole blood bütün kan, şişe kanı. whole hog (argo) bir şeyin bütünü. go the whole hog (argo) bir işi tam yapmak, sonuna kadar uğraşmak. whole milk kaymaklı süt. whole note (müz.) yuvarlak nota, dörtlük nota. whole number tam sayı. whole tone (müz.) tam perde . wholewheat bread kepekli buğday ekmeği. as a whole umumiyet itibariyle 6. tamamen. have a whole lot of fun çok eğlenceli vakit geçirmek. on the whole genellikle. out of whole cloth uydurma, temelsiz. with a whole skin sapasağlam. with my whole heart bütün kalbimle. wholeness bütünlük. From Dutch-English Freedict dictionary [fd-nld-eng]: tam [tɑm] tame obedient From Swedish-English Freedict dictionary [fd-swe-eng]: tam tame

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 6.0902 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).