Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for ned (37 entries) (4.298 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -ned-, *ned*.

Result from Foreign Dictionaries (37 entries found)

From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: NED NASA Extragalactic Database (DB) From Danish-English Freedict dictionary [fd-dan-eng]: ned down down; underneath From Swedish-English Freedict dictionary [fd-swe-eng]: ned down down; underneath From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: con 1. (-ned, -ning) atlatmak, yutturmak 2. okumak, tetkik etmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: don 1. (ned, ning) giymek, giyinmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: din 1. (ned, ning) gürültü, patırtı, şamata 2. gürültü ile söylemek, tekrar tekrar söylemek 3. gürültü etmek. din into tekrar tekrar söyleyerek kafasına sokmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: fan 1. (ned, ning) hava vermek, yelpazelemek 2. savurmak 3. esmek, serinletmek 4. rüzgârın önüne katılmış gibi yavaş yavaş hareket etmek 5. yelpaze gibi açılmak 6. (beysbol) vuruş olmadığı için oyunu kaybetmek. fanthe flames kışkırtmak, tahrik etmek, körüklemek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: dun 1. (ned, ning) sıkıştıran alacaklı 2. alacaklının parasını istemesi, alacak talebi 3. alacağını istemek, borçluyu sıkıştırmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: gin 1. (ned, ning) çiğidi pamuktan ayıran makina, çırçır 2. (mak.) makara 3. maçuna 4. tuzak 5. pamuk çekirdeklerini çıkarmak 6. tuzağa düşürmek. gin block (mak.) vinç tornosu. gin rummy bir çeşit iskambil oyunu. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: fun 1. (ned, ning) eğlence, zevk 2. şaka, latife 3. k dili şaka etmek, eğlenmek 4. k dili eğlendirici, hoş for fun işin içine para katmadan (oyun oynamak) 5. şaka olsun diye in fun şakadan, latife olarak Like funl Yok canıml make fun of, poke fun at bir kimse ile alay etmek, eğlenmek What funl Aman ne hoşl Enfes From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: grin 1. (ned, ning) sırıtmak, dişlerini göstererek gülmek 2. acı veya öfke ile dişlerini sıkmak 3. sırıtma sırıtış. Grin and bear it. Sabırla tahammül et. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: gun 1. (ned, ning) top, tüfek 2. tabanca, revolver 3. kurşun ve gülle atan her çeşit silâh 4. selamlamada top atışı 5. tüfekle avlamak, tüfekle ateş etmek 6. ABD, (argo) gazlamak. gun barrel tüfek namlusu. gun carriage top kundağı ve arabası. gun dog av köpeği. gun flint tüfek çakmaktaşı. gun for (argo) öIdürmek niyetiyle birini avlamak 7. takdirini kazanmak veya anlaşmak için arayıp bulmak. gun metal top madeni 8. top madenine benzer maden karışımı. gun metal top madeni renginde. gun moll ABD, (argo) gangsterin kız arkadaşı 9. kadın hırsız. a big gun (argo) yüksek mevki sahibi adam, kodaman. give it the gun (argo) hızını ar tırmak. go great guns (argo) becerikli iş yapmak. grease gun yağ tabancası. ma chine gun makinalı tüfek. son of a gun (k.dili) alçak adam. spike one' guns bir kimsenin kuvvetini kesmek, yenmek. spray gun serpme tabancası. stick to one, guns davasından vazgeçmemek, ayak diremek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: inspan 1. .(-ned, - ning) arabaya koşmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: japan 1. (ned, ning) Japon lakası ile cilâlamak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: ken 1. (-ned, -ning) (İskoç), bilmek, anlamak, tanımak, tefrik etmek 2. iskoç, (huk.) mirasçı olarak tamnmak 3. görüş sahası, bilgi alanı, görüş açısı. beyond one' ken akıl almaz. within my ken gözumün seçebildiği yerde 4. bildiklerim arasında. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: man 1. (ned, ning) bir işe adam tayin etmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pan 1. (-ned, -ning) toprağı yıkayarak altın çıkarmak 2. tavada pişirmek: leğende yıkamak 3. maden cevherini yıkamak 4. (edeb.), (k. dili) tenkit etmek. pan out (A.B.D.), (k. dili) netice vermek 5. başarıya ulaşmak muvaffak olmak . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pan 1. (-ned, -ning) (foto.) sinema makinasmın objektifini bir yandan öbür yana döndürmek . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pen 1. (-ned, -ning) mürekkepli kalem, yazı kalemi 2. tüy kalem 3. yazıda üslup 4. yazar, muharrir 5. yazı yazma sanatı edebiyat 6. (kuşlarda) kanat veya kuyruk tüyü 7. dişi kuğu 8. mürekkepli kalemle yazmak 9. yazıya geçirmek, kâğıda dökmek. pen and ink kalem ve mürekkep 10. mürekkepli kalemle yazılmış veya çizilmiş penholder kalem sapı 11. kalem koyacağı. pen name takma ad, müstear isim. pen point kalem ucu. pen portrait yazı ile tarif. fountain pen dolmakalem, stilo. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pin 1. (-ned, -ning) toplu iğne 2. askı çivisi 3. mil 4. broş, iğne 5. kuka, lobut 6. kenetleyici veya bağlayıcı şey 7. oklava 8. değersiz şey 9. (çoğ.), (k.dili) bacaklar 10. (müz.) telli çalgılarda akort anahtarı 11. toplu iğne ile tutturmak 12. iliştirmek, tutturmak, tespit etmek 13. elini kolunu bağlamak, hareket serbestisini sınırlamak 14. kapmak 15. (A.B.D.), (argo) nişanlanmaya söz vermek. pin down mecbur etmek 16. teferruatmı araştırmak. pin money harçlık 17. bir erkeğin karısına verdiği cep harçlığı. pin on mesul tutmak, pin one' faith on birisine veya bir şeye çok güvenmek. pin up yere düşmesin diye toplu iğne ile tutturmak. belaying pin (den.) armadura çeliği. pins and needles karıncalanma, uyuşma. on pins and needles huzursuz, endişeli, diken üstünde. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: plan 1. (-ned, - ning) plan 2. kroki, taslak 3. tertip, niyet maksat, fikir 4. yol, usul, tarz 5. planını çizmek 6. plan kurmak, tasarlamak 7. tertiplemek düzenlemek 8. düşünmek, niyetlenmek, working plan ilk tasarı, ge- çici. plan planner plan yapan kimse. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pun 1. (-ned, -ning) kelime oyunu, cinas 2. kelime oyunu yapmak, nükteli söz söylemek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: shun 1. (-ned, -ning) sakınmak, bir kimseden kaçınmak From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: (sin.) 1. (-ned, -ning) günah işlemek, günaha girmek, günahkar olmak 2. suç işlemek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: scan 1. (-ned, -ning) inceden inceye tetkik etmek 2. alelacele gözden geçirmek 3. vezne göre okumak, vezin tahlili yapmak 4. televizyonda bir resmin bütün noktalarından sıra ile geçmek 5. şiirin kurallarına uymak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: stun 1. (-ned, -ning) sersemletmek 2. şaşırtmak, afallatmak 3. şaşkına çevirmek 4. sersemletici darbe 5. şok 6. sersemleme, afallama. stun'ner sersemletici şey veya kimse 7. (k. dili) akıllara durgunluk veren kimse veya sey, fevkalade kimse. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: skin 1. (-ned, -ning) derisini soymak, derisini yüzmek, sıyırmak 2. kabuğunu soymak: deri ile kaplamak 3. deri ile örtülmek 4. (argo) para yolmak, soyup soğana çevirmek. skin the cat (spor) elleriyle demir çubuğa asılı iken ayakları ve bütün vücudu kolları arasından geçirerek dönmek 5. işi becermek. skin down ellerle tutunarak inmek. skin one alive insafsızca parasını yolmak 6. azarlamak. skin out (den.) kaçıvermek. skin through (k. dili) zar zor geçmek. skin up yalnızca ellerle tırmanmak. Keep your eyes skinned (k. dili) Dikkat et! Ayağını denk al!. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: span 1. (-ned, -ning) karış 2. an, (kıs.)a süre 3. süre 4. kemer veya köprünün ayakları arasındaki açıklık 5. karışlamak, karış ile ölçmek 6. bir yandan bir yana uzanmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: sun 1. (-ned, -ning) güneş 2. güneş ışığı 3. güneşli yer 4. gün, gündoğumu 5. (şiir) yıl, sene 6. şaşaalı şey 7. peykleri olan yıldız 8. güneşlendirmek 9. güneşlenmek. sun bath güneş banyosu. sun compass kutuplarda kullanılan ve güneş ışınlarıyla işleyen pusula. sun dance yaz başında güneşe tapma dansı. sun deck güneş banyosu yapmaya elverişli güverte veya balkon. sun disk güneş kursu. sun god güneş tanrısı. sun lamp morötesi ışınları veren elektrik lambası 10. sin çok kuvvetli lamba. sun parlor cam duvarlı ve güneşli oda. sun roof güneş banyosu yapmaya elverişli dam 11. arabanın güneşli havalarda açılabilir üst kısmı. sun tan güneşte bronzlaşma. sun tans (ask.) yazlık hâki üniforma. sun worshiper güneşe tapan kimse. a place in the sun uluslararası politikada söz sahibi olma 12. tanınma. under the sun dünyada, yeryüzünde. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: tan 1. (-ned, -ning) tabaklamak, de bagat etmek 2. güneşe göstererek karartmak 3. (k.dili) kamçılamak, dayak atmak 4. güneşte yanıp esmerleşmek 5. sarımsı kahverengi 6. güneşte yanmış ten rengi 7. tanen, mazı tozu 8. açık kahverengi 9. sepicilikte kullanılan. tan pit, tan vat debbağhane kuyusu. tan yard debbağhane, tabakhane. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: thin 1. (-ned, -ning) inceltmek, incelmek 2. seyrekleştirmek, seyrelmek 3. zayıflatmak, zayıflamak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: tin 1. (-ned, -ning) kalay 2. teneke 3. (İng.) teneke kutu 4. (argo) para, (slang) mangır, mangiz 5. kalaylamak 6. teneke kaplamak 7. teneke kutulara doldurmak 8. tenekeden yapılmış. tin god tanrı gibi ululanan değersiz kimse. tin hat askerlere mahsus çelik başlık. tin lizzie (A.B.D.), (argo) (T.) model Ford otomobil. tinpan alley şarkıcı ve şarkı bestecileri ile yayıncıları 9. bunların oturduğu semt. tin plate teneke kaplı çelik, saç. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: trepan 1. (-ned, -ning) (tıb.) kafatasını delmeye mahsus yuvarlak cerrah testeresi 2. kuyu delme burgusu 3. cerrah testeresi ile kafatasını delmek 4. (mak.) burgu ile delik açmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: tun 1. (-ned, -ning) büyük fıçı 2. takriben 950 litrelik sıvı ölçüsü 3. biracılann mayalama teknesi 4. fıçılamak, büyük fıçıya doldurmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: twin 1. (-ned, -ning) ikiz 2. çift 3. ikiz doğurmak 4. ikiz olarak doğmak 5. ikiz gibi kılmak. twin'born ikiz olarak doğmuş. Siamese twins birbirine yapışık olarak doğmuş ikiz kardeşler. the Twins ikizler burcu. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: unman 1. (-ned, -ning) insanlıktan çıkarmak 2. kuvvetten mahrum etmek 3. erkeklikten çıkarmak, hadım etmek 4. adamsız bırakmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: unpin 1. (ned, ning) topluignelerini çıkarmak 2. açmak, çözmek.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 4.298 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).