Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for ip (13 entries) (0.5003 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -ip-, *ip*.

Result from Foreign Dictionaries (13 entries found)

From WordNet (r) 3.0 (2006) [wn]: IP n 1: the sciences concerned with gathering, manipulating, storing, retrieving, and classifying recorded information [syn: {information science}, {informatics}, {information processing}, {IP}] From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: IP Instruction Pointer [register] (CPU, Intel, assembler) From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: IP Information Provider From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: IP Intellectual Property From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: IP Intelligent Peripheral (IN) From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: IP Intelligent Peripheral From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: IP Internet Protocol [version 4] (RFC 791) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: bond 1. bağ irtibat, rabıta 2. ip, zincir 3. fertleri bir grup halinde bir araya getiren ilişki 4. yapışıklık 5. yapıştırıcı madde 6. mukaveler bono, senet, tahvilat 7. gümrüğü ödenmemiş malların hükümette muhafaza edilme durumu 8. kefalet 9. örgü (duvar) 10. kefalete raptetmek 11. ipotek etmek 12. duvar örmek. bondage kölelik, serflik, esaret. bondholder tahvilat hamili bondmaid kadın köle, cariye. bondman erkek köle 13. toprağa bağlı köylü. bond paper iyi cins mektupluk kağıt. bondservant köle. bondslave köle, cariye. bondsman kefalet veren kimse. bondwoman cariye, halayık. bonded debt rehinli tahvil, tahvilat. bonded goods gümrükte muhafaza altına alınmış eşya. bonded warehouse gümrük antreposu. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: cord 1. ip, sicim, kaytan, şerit 2. yay kirişi, veter, çalgı teli 3. 3, 5 metre küp hacminde bir odun tartı birimi 4. bir çeşit kabartma çizgili kumaş 5. manevi bağ 6. (çoğ.) fitilli kadifeden yapılmış pantolon 7. iple bağlamak 8. iple süslemek 9. kütükleri yığmak. spinal cord (anat.) omurilik. vocal cords (anat.) boğazdaki ses telleri. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: draw 1. (drew, drawn) çekmek, sürüklemek 2. (kuyudan su) çekmek 3. silah çekmek 4. cezbetmek, ilgi çekmek 5. çizmek, resmetmek, kelimelerle tasvir etmek 6. içine çekmek, emmek (hava, sıvı) 7. ilham almak, kaynak olarak kullanmak 8. almak (faiz, pa ra) 9. suyunu boşaltmak 10. çekip uzatmak (tel) 11. germek (yay, ip) 12. berabere kalmak 13. çekip çıkarmak (diş, tıpa) 14. kapamak (perde) 15. çekmek (baca) draw a conclusion sonuç çıkarmak. draw ahead yavaş yavaş öne geçmek. draw away çekilmek, kendini çekmek. draw an animal iç organlarını çıkarmak, temizlemek (hayvan) draw back geri çekilmek veya çekmek .draw interest faiz getirmek. draw near yaklasmak. draw on account bir hesaptan para çekmek. draw oneself up ciddileşmek. draw out uzatmak 16. konuşturmak, söyletmek, samimi bir şekilde konuşturmak. draw straws kur'a çekmek. draw the line sınırlandırmak. draw up tanzim etmek, yazmak (kontrat, senet) 17. yaklaşıp durmak . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: lashing 1. ip, halat 2. iple bağlama. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: line 1. çizgi, yol, hat 2. ip, sicim 3. iplik 4. (çoğ.) dizgin 5. ölçme ipi 6. olta ipi 7. satır, mısra 8. hudut hattı 9. seri, dizi 10. ekvator çizgisi 11. enlem veya boylam dairesi, (mat.) eni ve kalınlığı olmayan çizgi, geometrik çizgi 12. plan, desen, şekil 13. sıra 14. kısa mektup, pusula, not 15. hareket tarzı 16. fikir silsilesi 17. hiza 18. belirli bir cins veya marka mal 19. (tiyatro) rol, kısım 20. vapur şirketi 21. tarik, yol, hat 22. (ask.) savunma hattı, saf, sıra 23. (den.) saf halinde yanyana giden gemi kafilesinin meydana getirdigi hat 24. silsile, sıra 25. nesep, soy 26. saha, çığır 27. meslek, hizmet, meşguliyet 28. bir pusun on ikide birini teşkil eden ölçü çizgisi 29. (argo.) kandırıcı sözler, ikna edici sözler. line engraving çizgilerle hakkedilmiş resim kalıbı 30. tire klişesi. lineofbattle ship eskiden savaş hattı gemisi. line of vision görüş hattı. line squall bora, fırtna. line up sıraya girmek 31. tarafını tutmak 32. sıralamak 33. kıyas etmek, karşılaştırmak. all along the line sıra boyunca bring into line sıraya getirmek. branch line şube hattı, kol: asıl işe ek olarak yapılan ikinci derecede iş. draw the line bir şeyi reddetmek, yapmamak. drawn up in line saf tutmuş. have a line on hakkında bilgi almak, bilgisi olmak. hold the line değişikliğe karşı olmak 34. telefonu kapatmamak. in line for kazanma ihtimali olan. in line with uygun 35. bir hizada. in my line kabiliyet veya faaliyet alanımda. main line ana hat, anayol 36. başlıca iş. on a line aynı hizada, bir sırada. on the line peşin (ödeme) out of line aynı fikirde olmayan 37. itaatsiz 38. uyuşmamış. read between the lines yazılı olanından fazlasını okumak, bir yazıdaki kapalı anlamı keşfetmek. the color line beyaz insanların diğer ırklarla aralarında gözettikleri fark. the line ekvator 39. ordu veya donanma. toe the line bir kanun veya kurala itaat etmek veya ettirmek. What' your line? Ne işle uğraşıyorsunuz? From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: rope 1. ip, halat 2. idam 3. ip gibi dizilmiş şey 4. nemli veya yapışkan lif veya iplik 5. (A.B.D.) kement 6. iple bağlamak 7. (A.B.D.) kementle tutmak 8. ip haline gelmek. rope in (k. dili) kandırmak. rope off ip çevirerek sınırlamak. rope yarn halat ipi. be at the end of one' rope çaresiz kalmak. give one rope serbest bırakmak, kendi haline bırakmak. know the ropes (k. dili) bir işi iyi bilmek.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 0.5003 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).