Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for haber (16 entries) (6.0793 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -haber-, *haber*.

Result from Foreign Dictionaries (16 entries found)

From WordNet (r) 3.0 (2006) [wn]: Haber n 1: German chemist noted for the synthetic production of ammonia from the nitrogen in air (1868-1934) [syn: {Haber}, {Fritz Haber}] From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: communication 1. haberleşme 2. ulaşım 3. ulaştırma 4. bağlantı irtibat 5. haber, mektup. Minister of Communications Ulaştırma Bakanı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: disclose 1. açmak, ifşa etmek 2. keşfetmek, göstermek, izhar etmek. disclosure açma, ifşa etme, söyleme 3. ifşa olunan şey, ifşaat, haber. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: acquaintance 1. tanıdık, bildik 2. iyi bilme 3. haber, bilgi, malumat 4. tanış. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: information 1. malumat, bilgi, haber 2. (huk.) şikâyet 3. danışma. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: intelligence 1. akıl, zekâ, anlayış 2. istidat 3. zekâ sahibi 4. malumat, haber 5. bilgi, vukuf. intelligence bureau istihbarat bürosu. intelligence quotient zekâ bölümü, öIçülmüş zeka derecesini gösteren rakam. intelliqence service istihbarat teşkilâtı. intelligence test zekâ testi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: message 1. haber, mesaj 2. resmi bildiri 3. peygamberin halka bildirdiği haber. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: news 1. haber, havadis. news media haber yayınlama araçları. news vender (İng.) gazeteci. break the news ilk haber vermek. newsy (k. dili) haberlerle dolu. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: notice 1. ilan, ihbarname, haber, bilgi 2. ihtar, uyarma, ikaz 3. dikkat, önemseme 4. riayet 5. eleştiri (kitap) 6. saygı 7. dikkat etmek 8. bahsetmek 9. önem vermek 10. farkına varmak 11. saygı göstermek. give notice işten çıkacağını önceden haber vermek. serve notice uyarmak, ihtar etmek, bildirmek, ilan etmek. short notice az mühlet, kısa zaman. take notice farkına varmak. till further notice ikinci bir ihbara kadar. noticeable farkına varılabilir, görülebilir 12. önemsemeye değer. noticeably dikkati çeker şekilde, farkına varılacak derecede. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: predicate 1. (gram.), (man.) yüklem, haber 2. bir önermede kabul veya reddedilmiş nokta 3. yüklemle ilgili. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: advertise 1. ilân etmek, bildirmek 2. reklâmını yapmak. advertisement ilân, haber, bildirme, reklâm. advertising agent reklâm ajansı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: wind 1. ruzgar, yel, hava 2. kasırga, hortum, bora 3. havanın estiği yön 4. havanın getirdiği koku, nefes 5. haber 6. soluk, nefes 7. boş laf 8. (çoğ.) orkestrada nefesli çalgılar 9. bağırsakta gaz. in the wind olmakta, patlamak üzere 10. kafası dumanlı, sarhoş. in the wind' eye tam rüzgara karşı. break wind yellenmek, osurmak. get wind of sezmek, haber almak, duymak, ipuçlardan anlamak. have the wind of rüzgar yönünde olmak 11. kokusunu almak 12. üstün durumda olmak. have ones wind up tetik durmak. sail close to the wind hemen hemen rüzgâra karşı gitmek 13. tehlikeyi göze almak 14. az parayla geçinmek. wind gap dağ silsilesi içinde akarsuyun geçmediği boğaz. wind gauge tüfekte rüzgar ayarı. wind instrument nefesli çalgı. wind rose rüzgargülü. wind scale ruzgâr cetveli. wind tunnel hava deneme tuneli. an ill wind felâket, şanssızlık. fair wind elverişli ruzgâr. fling to the winds saçıp dağıtmak, atmak. foul wind aksi rüzgâr, fırtınalı ruzgar. go like the wind ruzgar gibi hızlı gitmek. high wind kuvvetli rüzgâr. in the teeth of the wind şiddetli rüzgâra karşı. into the wind rüzgâra karşı. take the wind out of one' sails yelkenlerini suya indirtmek. the four winds dört yönden esen rüzgârlar 15. dört taraf. trade winds alizeler. It' an ill wind that blows no good Her işde bir hayır var. There is something in the wind Ortalıkta bir şeyler dönüyor. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: word 1. söz 2. sözcük, kelime 3. lafız 4. lakırdı, laf 5. vaad, söz 6. haber, malumat 7. parola 8. emir, işaret, kumanda 9. (gen.) (çoğ.) konuşma 10. (çoğ.) ağız kavgası, münakaşa 11. kelam 12. sözle ifade etmek, söylemek, ifade etmek. word blindness okuma yitimi, aleksi. word for word kelimesi kelimesine. word game kelime oyunu. word of honor namus sözü. word order sözdizimi. word painter belagatli yazar. word picture iyi açıklanmış tanım. word play kelime oyunu, cinas. word square soldan sağa ve yukarıdan aşağıya aynı kelimeler okunabilen kare. Words fail me. Sözle tarif edemem. Söyleyecek söz bulamıyorum. words of one syllable basit sözler 13. açık sözler. a good word övgü, tavsiye, medih 14. iyi haber. a household word günlük kelime. be as good as one' word sözünü tutmamak. by word of mouth ağızdan, sözlü olarak, şifahen. eat one' words sözünü geri almak, tükürdüğünü yalamak. fair words tatlı sözler. have a word with ile konuşmak, ile görüşmek. have the last word sözü geçmek 15. son sözü kendisi söylemek. high words öfkeli sözler. in a word bir kelime ile, uzun lafın kısası. in so many words açıkça, kesin olarak. keep one' wored sözünü tutmak. man of his word sözünün eri. My word! Eyvah! mince words kaçamaklı konuşmak, dolambaçlı konuşmak. of few words suskun. take him at his word sözüne inanmak. take the words out of one' mouth karşısındakinin ağzından sözü kapmak, leb demeden leblebiyi anlamak. the Word Kitabı Mukaddes. upon my word vallahi, billahi. vain words boş laf. wordles kelimesiz 16. sessiz. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: annunciation 1. haber, tebliğ etme, bildirme, ilân 2. (bh) Cebrail vasıtasıyla Hazreti Meryem'e ulaştırılan haber. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: aviso 1. haber, bilgi, malumat 2. muhabere gemisi, avizo. From Spanish-English Freedict dictionary [fd-spa-eng]: haber credit

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 6.0793 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).