Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection.. LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for gaye (13 entries) (6.2314 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -gaye-, *gaye*.

Result from Foreign Dictionaries (13 entries found)

From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: bourne 1. (eski) hudut, sınır 2. hedef, gaye, varılacak yer 3. ülke, memleket. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: cause 1. sebep, illet, neden 2. harekete sevkedici unsur 3. gaye, hedef, amaç 4. (huk.) dava konusu. final cause asıl gaye. first cause asıl sebep. make common cause with işbirliği etmek, tarafını tutmak. show cause (huk.)uki sebep göstermek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: counsel 1. danışma, müşavere, istişare 2. dava vekili 3. tedbir, ihtiyat, basiret 4. öğüt, nasihat 5. düşünce, gaye, maksat, plan 6. nasihat vermek, öğüt vermek, akıl öğretmek. keep one' own counsel fikirlerini kendine saklamak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: design 1. plan, taslak, proje 2. gaye, amaç, maksat, hedef 3. fikir 4. entrika, desise 5. (güz) (san) resim taslağı, kompozisyon, model, motif. have de(sig.)ns on someone veya something birisinde veya bir şeyde gözü olmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: dream 1. rüya, duş 2. rüya gorme 3. hülya, hayal 4. emel, hedef, gaye, amaç 5. kuruntu 6. kdili çok guzel ve cazip kimse veya şey dreamboat (argo) cazibeli kimse veya şey. dreamland rüyalar. diyan dream world hayal âlemi. dreamless rüyasız (uyku) dreamlessly rüya görme(den.) dreamlike rüya gibi, hayali. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: end 1. uç, son, nihayet, baş 2. akıbet, encam 3. gaye, amaç, niyet, maksat, meram 4. sonuç netice. end for end uçları ters çevrilmiş. end on (den.) baş başa, tam pruvada 5. tos vuruşu gibi baş başa. end to end sıra ile veya uç uca dizilmiş. at loose ends. boşlukta, gayesiz 6. işsiz, ortalıkta. at ones wit' end aklı başından gitmiş, şaşırıp kalmış. from beginning to end baştan sona. from end to end bir uçtan bir. uca go off the deep end (k.dili.) kendini zor duruma sokmak, düşünmeden ileri atılmak 7. çok sinirlenmek, duygusal kontrolu kaybetmek 8. intihar etmek. in the end sonunda, nihayetinde. He is at the end of his tether çaresizlikten kıvranıyor. Bütün imkânlarını kullanmış. keep one's end up sorumluluğunu çok iyi bilmek 9. kendini gayet iyi savunmak. make an end of bitirmek, son vermek 10. mahvetmek, işini bitirmek, öldürmek. make both ends meet geçinebilmek, geliri giderine denk gelmek, ayağını yorganına göre uzatmak. no end sonsuz, pek çok. odds and ends ufak tefek şeyler. on end dik, dikine 11. mütemadiyen, üst üste put an end to son vermek to the end that gayesi ile. world without end ebediyen. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: goal 1. gaye, hedef, maksat, nişan 2. (spor) gol 3. kale. goalie (k.dili.) kaleci. goalkeeper kaleci. goal line gol çizgisi. goal posts (spor) kale direkleri. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: maximum 1. (çoğ.) -ma veya -mums) azami derece, maksimum 2. gaye 3. azami, en çok, en ziyade. maximum pressure (mak.) azami basınç. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: meaning 1. anlam, mana 2. amaç, gaye, maksat 3. yorum 4. önemç meaningful sç anlamlı, manalı. meaningless anlamsız, manasız 5. boş, abes. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: point 1. sivri uç, burun denize uzanan burun 2. nokta 3. sivri uçlu şey 4. noktalama işareti 5. fonetik alfabediki işaret 6. gaye, maksat, hedef, bir sözün altında yatan maksat 7. belirli yer özel bir durum 8. buhranlı an 9. birşeyin tam zamanı 10. kaneviçe 11. derece (ısı) 12. bazı oyunlarda sayı, puvan 13. (den.) pusula taksimatından biri, kerte 14. (mat.)tam sayı ile kesri ayırmak için aralarınakonan nokta 15. (matb.) punto 16. borsalarda esas tutulan birim, puvan 17. ferma (köpek)point of honor şeref meselisi. point of intersection (geom.)kesişme noktası.point of no return dönüşü olmayan nokta.point of order içtüzüğe uygunluk konusu.point of wiev görüş noktası.at the point tam o zaman.at the point of death ölüm halinde.beside point konu dışında.boiling point katnama noktası.carry one' point gayesine ulaşmak, istediğimi elde etmek.come to the point saadede gelmek.critical point nazik nokta, buhranlı nokta, tehlikeli hal veya devre.freezing point donma derecesi, donma noktası. his strong point onun kuvvetli tarafı. in point isabetli, yerinde. in point of bakımından. in point of fact hakikaten. make a point of bilhassa itina etmek, özenmek. melting point erime noktası.on the point of going gitmek üzere. Possession is nine points of the law. (huk.)Zilyetlik mülkiyet hakkının en büyük delilidir. stretch a point müsamaha etmek, göz yummak. to the point yerinde, isabetli. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: terminus 1. (çoğ.) ni) hudut, sınır, son, nihayet 2. gaye, maksat 3. demiryolu başı 4. demiryolu başının bulunduğu istasyon veya şehir 5. son durak 6. sınır işareti 7. (bh) eski Romalıların sınırlarla ilgili tanrısı. terminus ad quem (Lat.) bitim noktası 8. (huk.) bitim günü. terminus a quo (Lat.) başlangıç noktası 9. (huk.) başlangıç günü. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: aim 1. maksat, emel, niyet, amaç, gaye 2. nişan alma 3. hedef yönü 4. nişan tahtası, hedef. aimless gayesiz, hedefsiz, maksatsız. take aim nişan almak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: animus 1. kötü niyet, ters mizac 2. gaye, hedef, maksat.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 6.2314 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).