Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for ev (14 entries) (3.0743 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -ev-, *ev*.

Result from Foreign Dictionaries (14 entries found)

From WordNet (r) 3.0 (2006) [wn]: eV n 1: a unit of energy equal to the work done by an electron accelerated through a potential difference of 1 volt [syn: {electron volt}, {eV}] From V.E.R.A. -- Virtual Entity of Relevant Acronyms (June 2006) [vera]: EV EtagenVerteiler (cable, EN 50 173) From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: abode 1. ev, oturulan yer, ikametgah, mesken 2. kalma, ikamet. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: domicile 1. ev, konut, mesken, ikametgah 2. (huk.) daimi ikamet yeri 3. yerleştirmek, iskân etmek 4. yerleşmek, oturmak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: dwelling 1. ev, ikametgah, mesken. dwelling house, dwelling place ev, ikametgah, mesken, konut. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: habitation 1. ikamet, oturma 2. mesken, ev. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: home 1. ev, aile ocağı, yuva, mesken 2. vatan, yurt, memleket 3. bulunulan yer 4. melce, sığınak 5. bazı oyunlarda hedef 6. eve ait, eve mahsus 7. (ing) içişlerine ait 8. yüreğe işleyen, derin 9. oyunlarda hedefe ait 10. eve doğru 11. evde 12. işin iç yüzüne veya insanın vicdanına dokunarak, tam yerine. home base (beysbol.) ev kalesi 13. (den) anayurt üssü 14. merkez. home consumption dahili istihlâk 15. yurt içinde tüketilen maddeler. home economics ev bilgisi, ev bilgisi öğretimi. home office idare merkezi 16. (b.h), (ing) içişleri Bakanlığı. home port demirleme limanı. home room (talebelerin sınıftan sınıfa dolaştıkları okullarda) esas dershane 17. bu sınıftaki öğrenciler. home rule muhtariyet, özerklik, bir eyaletin bağımsız olarak idare edilmesi. Home Secretary (ing) içişleri Bakanı. home trade (ing) iç ticaret. at home evde, kendi evinde 18. memleketinde 19. alışkın 20. kabul günü. come home to çok etkilemek 21. farkına varmak. feel at home kendini rahat hissetmek, yadırgamamak. Make yourself at home. Kendi evinizde imiş gibi hareket edin 22. rahatınıza bakın. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: hootch 1. A.B.D, (argo) İndonezya'da saz damlı ev 2. ev. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: house 1. ev, mesken, hane 2. ev halkı, aile 3. (kil.) piskoposlar meclisi 4. tiyatro, tiyatro seyircileri 5. hükümet meclisi 6. (gen.) b.h. hanedan 7. ticarethane, müessese 8. cemaat 9. (astr.) göğün on iki kısmından biri, zodyak'ın bir burcu 10. santranç hanesi. house agent (İng.) ev simsarı, komisyoncu. house arrest evde göz hapsi. house dog ev köpeği. house dress ev kıyafeti. house flag geminin bağlı olduğu şirketin bayrağı. house guest gece yatısı misafiri. house of cards dayanıksız iş 11. kolay yıkılan şey. House of Commons (İng.) Avam Kamarası. house of correction ıslahevi. house of detention tutukevi, tevkifhane. house of God tapınak, kilise. house of ill repute genelev. House of Lords (İng.) Lordlar Kamarası. house of refuge düşkünler evi. House of Representa- tivesA.B.D Temsilciler Meclisi. house party birkaç gecelik ev partisi: bu partiye katılanlar. house physician revir doktoru. house regulations iç tüzük. house surgeon nöbetçi operatör. bring down the house çok alkışlanmak 12. herkesi güldürmek, gülmekten kırıp geçirmek. country house (İng.) şehir dışında malikâne. disorderly house genelev, umumhane. keep house ev idare etmek. keep open house her gelen misafiri ağır- lamak, kapısı herkese açık olmak. like a house afire şiddetle, kuvvetle. on the house bedava, masrafı patrona veya müesseseye ait olmak üzere. People who live in glass houses should not throw stones. Sırça köşkte oturan başkasına taş atmaz. public house (İng.) meyhane 13. içkili lokantası olan otel. put one's house in order işlerini düzene koymak. shout from the housetops etrafa yaymak. town house şehir evi, kışlık ev. houseful ev dolusu. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: inhabitancy 1. ikamet, sakin olma 2. mesken, ev. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: place 1. yer, mevki, mahal, mekân, mevzi 2. küçük sokak veya meydan 3. semt, şehir, kasaba 4. ev 5. (mat.) hane 6. mevki, memuriyet, görev, vazife. place card davetlilerin sofradaki yerlerini gösteren kart. place in the sun iyi durum. place kick (spor) saha üzerine konulmuş olan topa vuruş. give place to öncelik tanımak 7. yer vermek. go places ( argo) başarıya ulaşmak. high places yüksek. out of place yersiz, münasebeti olmayan. take place vaki olmak, meydana gelmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: residence 1. oturma, ikamet 2. ev, mesken, hane, ikametgâh 3. yer 4. ikamet müddeti. declaration of residence ikamet beyannamesi. residence permit ikamet tezkeresi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: settlement 1. yerleşme, oturma 2. kararlaştırma 3. halletme 4. hesap görme 5. duvarın veya toprak setin biraz çöküp oturması 6. yeni sömürge 7. yeni iskan edilmiş yer 8. ev, mesken 9. (huk.) irat bağlama. settiement house şehrin fakir semtlerinde kurulan yardım yurdu. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: tenement 1. özellikle ucuz ve adi apartman 2. (huk.) mülk olabilen herhangi bir şey 3. ev, kiralık ev 4. kiralık apartman 5. konut, mesken, ikametgâh. tenement district adi ve ucuz apartmanlann bulunduğu semt. tenement house kalabalık ailelerin oturduğu ucuz apartman. tenemen'tal kiralık eve veya kiracılara ait.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 3.0743 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).