Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for bh (23 entries) (3.0728 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -bh-, *bh*.

Result from Foreign Dictionaries (23 entries found)

From WordNet (r) 3.0 (2006) [wn]: Bh n 1: a transuranic element [syn: {bohrium}, {Bh}, {element 107}, {atomic number 107}] From Dutch-English Freedict dictionary [fd-nld-eng]: b.h. [bh] bra From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: cancer 1. (tıb.) kanser 2. (b.h), (astr.) Yengeç Burcu. cancera'tion kanserleşme.cancerous kanser gibi, kanserli. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: canticle 1. mezmurların bestelenmiş şekli, ilâhi 2. (b.h), (çoğ.) Süleyman 3. ın neşideleri. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: carboniferous 1. kömür hâsıl eden, kömürlü, karbonlu 2. (b.h), (jeol.) karbon devrine ait. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: beware 1. (ünlem) sakınmak, kaçınmak 2. dikkat etmek, gözünü açmak 3. b.h., (ünlem) Dikkat! Sakm ha! Aman! From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: continental 1. kıtasal 2. (b.h) Avrupa kıtasına ait 3. (b.h), (Amerikan istiklâl Harbinde) ihtilâlcilere ait (asker, meclis, değersiz para) continental climate kara iklimi. Continental Congress (A.B.D) 1774 ile 1781 yılları arasmdaki Amerikan milli meclisine verilen isim. continental divide bir kıtayı taksim eden su bölümü hattı. continental drift kıtaların yavaş yavaş kayıp yerlerini değiştirmesi. continental shelf kıtanın deniz suları altında kalan kısmı. not worth a continental beş para etmez. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: celestial 1. göğe ait, semavi 2. kutsal, ilâhi 3. gökte oturan 4. göksel varlık 5. (bh), (alay) çinli. Celestial Empire, Çin imparatorluğu. celestial equator gök büyük kuşağı. celestially göksel olarak .celestial navigation yıldızlara bakarak yön tayini. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: composite 1. bileşik, mürekkep 2. karma, karışık, muhtelit 3. (b.h), (mim.) Korent uslubu ile ionik üslup karışımı olan sütun şekline ait 4. (bot.) bileşikgiller familyasından 5. alaşım, halita, bileşim, terkip 6. (bot.) bileşikgillerden herhangi bir bitki. composite number (mat.) bölünebilir sayı, asal olmayan sayı. composite photograph fotomontajla biraraya getirilmiş birkaç fotoğraftan meydana gelen resim. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: hymen 1. b.h., (mit.) evlilik tanrısı: izdivaç, evlenme 2. (anat.) kızlık zarı. hymene'al düğüne ait, evlenme ile ilgili 3. düğün şarkısı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: governor 1. idare eden kimse 2. vali 3. (b.h.), (A.B.D.) eyalet reisi 4. (argo) patron, baba 5. (mak.) düzengeç . governor' council bir eyaletin idare heyeti. governor general (ing.) genel vali, governorship idarecilik valilik From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: home 1. ev, aile ocağı, yuva, mesken 2. vatan, yurt, memleket 3. bulunulan yer 4. melce, sığınak 5. bazı oyunlarda hedef 6. eve ait, eve mahsus 7. (ing) içişlerine ait 8. yüreğe işleyen, derin 9. oyunlarda hedefe ait 10. eve doğru 11. evde 12. işin iç yüzüne veya insanın vicdanına dokunarak, tam yerine. home base (beysbol.) ev kalesi 13. (den) anayurt üssü 14. merkez. home consumption dahili istihlâk 15. yurt içinde tüketilen maddeler. home economics ev bilgisi, ev bilgisi öğretimi. home office idare merkezi 16. (b.h), (ing) içişleri Bakanlığı. home port demirleme limanı. home room (talebelerin sınıftan sınıfa dolaştıkları okullarda) esas dershane 17. bu sınıftaki öğrenciler. home rule muhtariyet, özerklik, bir eyaletin bağımsız olarak idare edilmesi. Home Secretary (ing) içişleri Bakanı. home trade (ing) iç ticaret. at home evde, kendi evinde 18. memleketinde 19. alışkın 20. kabul günü. come home to çok etkilemek 21. farkına varmak. feel at home kendini rahat hissetmek, yadırgamamak. Make yourself at home. Kendi evinizde imiş gibi hareket edin 22. rahatınıza bakın. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: index 1. (çoğ.)- ex.es, - ces) indeks, fihrist 2. katalog 3. gösterge, işaret 4. delil, kanıt 5. (mat.) üs 6. işaret parmağı 7. b.h., (Kat.) okunması yasak kitaplar listesi 8. indeks yapmak, indeks içine koymak 9. işaret etmek. index finger işaret parmağı. index number istatistikte indeks sayı, iki sayı arasmdaki oranlı farkı gösteren sayı. index of refraction yansıma ve kırılma açıları arasındaki oran. card index kartoteks, konuları ayrı ayrı kartlara yazılmış fihrist. cost-of-living index geçim indeksi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: judge 1. yargıç, hâkim 2. hakem 3. aralarında uyuşmazlık olan iki kişinin arasını bulan kimse 4. bilirkişi 5. Yahudi tarihinde krallardan önce hüküm süren hâkimlerden biri 6. b.h., (çoğ.) Eski Ahitte Hakimler kitabı. judge advocate askeri mahkeme. savcısı. a good judge of horses at uzmanı. judgeship hâkimlik, yargıçlık. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: lifesaver 1. cankurtaran, hayat kurtaran kimse veya şey 2. b.h., (tic.) mark. şeker simidi. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: nihilism 1. hiçlik, yokluk 2. (fels.) nihilizm, varlığı inkâr eden öğreti, bilim ve gerçeğin temelini inkâr eden öğreti 3. (bh), (pol.) nihilizm. nihilist nihilizm taraftarı. nihilis'(tic.) nihilizme ait. nihil'ity hiçlik, yokluk. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: pilgrim 1. hacı, kutsal bir yeri ziyaret eden kimse 2. yolcu, seyyah 3. b.h., (çoğ.) 1620 yılında "Mayflower" gemisi ile Amerika'ya göç eden ingilizler. pilgrimage hac 4. kutsal bir yeri ziyaret 5. uzun ve çetin bir yolculuk . From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: proconsul 1. eski Roma'da konsül vazifesini yapan memur, prokonsül 2. umumi vali 3. b.h., (paleont.) insan ve maymunların atası sayılan miyosen devri primatı. proconsular prokonsüle ait. proconsulate, pro- consulship prokonsüllük. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: recent 1. yeni, yeni olmuş, yakında olmuş 2. (bh), (jeol.) dördüncü zamana ait. recently geçenlerde, son zamanlarda. recentness yeni vuku bulma. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: scale 1. terazi gözü, kefe 2. (çoğ.) terazi 3. ing., b.h., (şiir) Terazi burcu 4. tartmak, teraziye vurmak. a pair of scales bir terazi. Both your lives are in the scales Her ikinizin hayatı da tartışılıyor. The boxer scaled in at 87 kilos Boksor 87 kilo geldi. turn the scales sonuca bağlamak, durumu değiştirmek. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: secession 1. ayrılma, uzaklaşma 2. b.h., (A.B.D.) 1860-61'de Güney Eyaletlerinin Birlikten ayrılması. secessionist ayrılma taraftarı. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: tertiary 1. üçüncü, üçüncü dereceye ait 2. (bh), (jeol.) üçüncü zamana ait 3. (bh), (jeol.) memeli hayvanların meydana geldiği devre, arzın üçüncü zamanı 4. (kil.) manastır sisteminde layik işlerle meşgul üçüncü sınıfa mensup kimse 5. (zool.) kuş kanadının üçüncü sırasındaki uçuş tüylerinden biri. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: aurora 1. güneşteki fırtınalar sonucu meydana gelip kutuplarda geceleri görülen renkli ve hareket eden ışıklar 2. tan, doğuş, fecir, tulu, seher 3. (b.h), (mit) seher tanrıçası. aurora australis güney yarımkürede geceleri gökyüzünde görülen renkli ışıklar. aurora borealis kuzey yarımkürede geceleri gökyüzünde görülen renkli ışıklar. auroral güneşin doğuşuna ait 4. kutupsal ışıklara ait.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 3.0728 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).