Longdo.COM:      Dict (พจนานุกรม)     Map (แผนที่ประเทศไทย)     Traffic (จราจร)     Mobile (มือถือ)     Law (กฎหมาย)     PopThai (ติดคำแปล)    
ลองดู: บริการค้นหาคำและร่วมสร้างเนื้อหาพจนานุกรมหลากภาษา-ไทย
Multiple Bilingual Dictionary Search and Compilation Service
English - Thai, Japanese - Thai, German - Thai, French - Thai Dictionary
View pages in Thai / View pages in English
 
 
ใส่คำที่ต้องการค้นหาหรือ URL สำหรับบริการ PopThai
[ตัวอย่างเช่น cat, cnn.com, slashdot.jp] ดูคำแนะนำ suggest
ขยายขนาดเพื่อใส่ข้อความหลายบรรทัด
เลือกบริการ:
 
เนื้อหา
  LWordQuery::LWordQuery() error initialization database connection..
Search result for az (19 entries) (3.1468 seconds)
ลองค้นหาคำในรูปแบบอื่นๆ เพื่อให้ได้ผลลัพธ์มากขึ้นหรือน้อยลง: -az-, *az*.

Result from Foreign Dictionaries (19 entries found)

From WordNet (r) 3.0 (2006) [wn]: AZ n 1: the azimuth of a celestial body is the angle between the vertical plane containing it and the plane of the meridian [syn: {azimuth}, {AZ}] 2: a state in southwestern United States; site of the Grand Canyon [syn: {Arizona}, {Grand Canyon State}, {AZ}] From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: exisluous 1. ufak, cüzi, az. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: few 1. az 2. az miktar. a few birkaç. a few of his friends dostlarından bazıları. a man of few words az konuşan adam. every few days birkaç günde bir. not a few pek de az değil, birçok. some few birkaç, birkaç kişi. quite a few birçok. the few seçkin kişiler, güzideler. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: inconsiderable 1. ufak, az 2. itibara lâyık olmayan, önemsiz. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: light 1. hafif 2. eksik 3. ehemmiyetsiz, önemsiz 4. ince 5. yüksüz, yükü hafif 6. az, ufak 7. hazmı kolay, hafif 8. iyi mayalanmış 9. gailesiz, endişesiz 10. çevik, ayağına tez 11. hafifmeşrep 12. kararsız 13. başı dönmüş, sersemlemiş 14. hafifçe, kolayca. light coin ayarı eksik sikke. light comedian hafif komedi oynayan artist. light horseman (ask.) hafif süvari. light infantry hafif piyade. light in the head başı dönmüş, sersemlemiş 15. budala, ahmak 16. deli. light literature eğlendirici, kolay okunur hafif kitaplar. light meal hafif yemek, kolay hazmedilir yemek. light opera opera komik, operet. light sleeper uykusu hafif kimse. make light of önem vermemek. lightness hafiflik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: limited 1. sınırlı, kısıtlı, az, sayılı 2. çevrilmiş 3. parçalı 4. ekspres (tren) 5. (İng.) sınırlı sorumlu 6. (kıs.) Ltd.) limited edition mahdut baskı. limited monarchy meşrutiyetle idare edilen krallık. limited partnership komandit şirket. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: little 1. (-r, -st 2. less veya lesser, least) küçük, ufak 3. (kıs.)a, az, cüzi 4. cici 5. ehemmiyetsiz, değersiz, naçiz 6. dar fikirli, geri 7. az miktarda 8. hemen hiç gibi 9. az miktar 10. ufak şey 11. az zaman. Little Bear, Little Dipper Küçükayı takımyıldızı. little by little azar azar, yavaş yavaş, tedricen. little or nothing hiç denecek kadar az, hemen hemen hiç. little theater amatör tiyatro 12. deneysel tiyatro. a little slam (briç) on üç elden ibaret bir oyunun on iki elini kazanma. in little minyatür halinde 13. (kıs.)a olarak. make little of ehemmiyet vermemek 14. pek az anlayabilmek. think little of kıymet vermemek, ehemmiyetsiz saymak 15. tereddüt etmemek. Little did I think Aklımdan geçirmedim. Give me a little time.Bana biraz vakit verin. He did what little he could. Elinden geleni yaptı. He little knows... Bilmiyor ki... Wait a little. Biraz bekle. littleness küçüklük. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: low 1. alçak, yüksek olmayan 2. alçaktaki, aşağıdaki 3. ekvatora yakın 4. ufka yakın 5. alçak gönüllü, mütevazı 6. hakir 7. az 8. ucuz, adi 9. yavaş 10. (müz.) pes 11. kuvvetsiz, zayıf, baygın 12. sıkıntılı 13. alçak, rezil 14. geri, medeniyetsiz 15. kısa, bodur, boysuz 16. karamsar 17. üzgün 18. alçak mevkide veya mevkie 19. ucuz fiyatla 20. pes olarak 21. mütevazı tarzda. low camp bayağı. low comedy fars. Low Countries Hollanda, Belçika ve Lüksemburg. low frequency alçak frekans. low gear birinci vites. low life yoksulluk. Low Mass Katolik kilisesinde müziksiz ve basit ayin. low pressure alçak basınç. low profile dikkati çekme - me siyaseti. low relief hafif kabartma. low tide cezir, inik deniz. high and low havas ve avam, herkes. lay low yatırmak, yatağa düşürmek 22. yıkmak, mahvetmek. lie low saklanmak 23. niyetlerini gizlemek, susup beklemek. run low bitmek üzere olmak. search high and low her yerde aramak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: meager 1. yetersiz, eksik, az 2. bereketsiz, mahsulsüz, kuru, yavan, tatsız 3. zayıf. meagerly yetersizce 4. fena, kusurlu olarak 5. zayıf halde. meagerness zayıf lık 6. kısırlık, kıtlık. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: narrow 1. dar, ensiz 2. sınırlı 3. dar düşünceli, dar fikirli 4. darlık içinde 5. cüzi, az 6. sıkı, dikkatli 7. (İng.), (leh.) hasis, tamahkar, cimri 8. dar geçit, (çoğ.) dar boğaz 9. daraltmak, eninden almak 10. sınırlamak 11. kısmak 12. daralmak, çekmek, ensizleşmek. narrow circumstances fakirlik, parasızlık, darlık. nar row escape darı darına kurtulma, ucuz kurtulma. narrow gage (gauge) ray aralığı 141 cm. olan demiryolu 13. dekovil. by a narrow majority az bir çoğunlukla. the Narrows Çanakkale boğazının en dar kısmı. narrowly dar, güçbelâ, darı darına. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: penurious 1. hasis, cimri, pinti, tamahkar 2. az, kıt 3. fakir. penuriously cimrilikle, tamahkârca. penuriousness hasislik, pintilik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: poor 1. fakir, yoksul, muhtaç 2. zayıf 3. kıt, az 4. kuru, kuvvetsiz 5. sıhhati bozuk 6. zavallı, biçare 7. fena, adi, bayağı 8. rahatsız (gece) 9. the ile fakir fukara. poor box sadaka kutusu. poor farm fakirlere iş bulunan ve bakılan kurum. Poor fellow! Vah zavallı! Vah biçare! poor house seyircisi az .poor laws fakirleri koruma kanunları. poor rate (İng.) halktan toplanan fakirlere yardım vergisi. poor white asağ. aşağı tabakadan beyaz bir kimse. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: scant 1. az, kıt, dar 2. kifayetsiz, yetersiz 3. sınırlı, tahdit edilmiş 4. tahdit etmek, sınırlamak, kısmak. scant'ly yetersizce . scant'ness yetersizlik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: scarce 1. nadir, seyrek, az 2. eksik, kıt 3. güçbelâ, zoraki, yok gibi 4. hemen hemen hiç. make oneself scarce (k. dili) ortadan kaybolmak. scarce'ly ancak, güç belâ, zorla, güçlükle. scarce'ness, scarcity kıtlık, nadir oluş. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: skimp 1. cimrice beslemek veya vermek 2. baştan savma yapmak 3. cimrilik etmek, hasisçe davranmak 4. aşın derecede tutumlu olmak: kıt, az. skimp'ily aşırı derecede tutumlu olarak. skimp'y kıt., az 5. yarım yamalak, eksik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: slender 1. ince, ince uzun 2. zayıf, kuvvetsiz, narin 3. az, yetersiz, ancak yetişecek kadar. slenderly ince uzun olarak 4. kuvvetsizce. slenderness kuvvetsizlik, incelik. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: small 1. ufak, ufacık, küçük, mini mini 2. önemsiz 3. ahlakça zayıf olan, alçak, soysuz 4. ince, hafif 5. kuvvetsiz 6. adi 7. az, cuzi 8. ufak şey 9. az miktar 10. bir şeyin ince yeri 11. hafif hafif, yavaşça 12. önemsizce. small arms tabanca gibi ufak silahlar, el silahları. small beer hafif bira 13. (İng.) ehemmiyetsiz iş veya kimse. small change bozuk para. small craft küçük gemiler. small fry ufak balıklar 14. önemsiz kimse veya şeyler 15. küçük çocuklar. small hours gece yarısından sonraki saatler. small letter küçük harf. small of the back sırtın en dar (kıs.)mı. small potatoes (A.B.D.), (argo) önemsiz kimse veya şey. small talk önemsiz sohbet. small time (A.B.D.), (argo) önemsiz, ikinci derecede. feel small mahcup olmak. in a small way gösterişsiz şekilde 16. azıcık. in small numbers azar azar. smallish ufakça. smallness ufaklık. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: trifling 1. ehemmiyetsiz, ufak, cüzi, az 2. sathi 3. her şeyi ehemmiyetsiz gibi karşılayan 4. değersiz, işe yaramaz. triflingness ehemmiyetsizlik. triflingly önemsiz olarak. From English-Turkish FreeDict Dictionary [reverse index] [fd-tur-eng]: under 1. (edat), altına, altında 2. -dan aşağı, -dan eksik 3. aşağısına, aşağısında 4. himayesinde 5. hükmünde, emrinde, kumandası altında 6. yetkisinde 7. arasına, altına 8. aşağıda, aşağı mevki veya halde 9. daha az 10. alt 11. az 12. bastırılmış. under canvas yelkenleri açık. under cultivation işlenmiş (toprak) under oath yeminli. under one' hat gizli. under penalty of the law cezaya çarptırılabilir. under sail yelkenle çalışan 13. harekete geçmiş (gemi) under the circumstances öyle ise, o halde, bu şartlar altında. two acres under corn mısır ekilmiş sekiz dönümlük arazi.

Are you satisfied with the result?

You can...

  • Suggest your own translation to Longdo
  • Search other online dictionaries

    Discussions



  • Time: 3.1468 seconds ^

    Copyright (c) 2003-2009 Metamedia Technology, Longdo Dict is a service of Longdo.COM
    Disclaimer: Longdo provides neither warranty nor responsibility for any damages occured by the use of Longdo services. Longdo makes use of many freely available dictionaries (we are really grateful for this), please refer to their terms and licenses (see Longdo About page).